İnsanlar hep ikiye ayrılırlar: kadınlar-erkekler, zenginler-yoksullar, Kuzeyliler-Güneyliler. Ama bu taş duvarların ardında tüm ayrımlar kaybolur; geriye tek bir çizgi kalır: içeridekiler ve dışarıdakiler.
İşkence, insanın kötü zekasının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanılmış. İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban hem de cellat. İşkencecinin hedefi, kurbanında kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. İnsan kendine acımamalı.