Sinem Danla

Sinem Danla
@sinemdanla
“Haklısın, bireysel egolar, ışık ve sevgi bilincine dönüştürül mediği sürece, toplumsal sıçrayış gerçekleşemez. Hep beraber yükselebilmemiz için bireysel anlamda arınmamız –zihin-ruh beden– gerekiyor.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ruhsal DNA boyutlarında ışık enerji titreşimine geçtiğin ve saf niyetle yaratımı gerçekleştirdiğin mertebelerdir. Hatta o mertebelerde aksiyon ters teper.
Altıncı Bilinç Seviyesi: Ruh, her şeyi yaratanın kendisi ol duğunun tamamen farkında. Bilinçli yaratımları seçiyor. Ken dinin de ötesinde ruh topluluklarının evrimleşme süreci için çalışmaya başlıyor ve yaşamının amacı bu. Bireyleri, kurumları, toplulukları eğitmek, yüksek bilinç seviyelerine geçiş için sis temler oluşturup, vizyon tutuyor.
Beşinci Bilinç Seviyesi: Birlik bilinci. Burada zaman ve uzay yok. Yüksek frekans enerjilerinin başladığı, enerji ve enerji ile güç, şekil oluşturma deneyimlenebiliyor. Burada birden fazla zaman çizgileri mevcut. Sevgi ve merhamet enerjisi yoğun ola rak hissediliyor. Ve ruh, gittiği her yede bunu yayıyor. Zaman olmadığı için, sebep-sonuç o anda gerçeklik buluyor. Niyet ve gerçeklik aynı anda vuku buluyor. Ayrıca ruh yönlendiriliyor ve her tutumun içinde net bir şekilde yönlendirmeleri görebiliyor, duyabiliyor.
Dördüncü Bilinç Seviyesi: Biz bilinci. Aydınlanmanın baş ladığı bilinç. İnsan koşulsuz sevgiyi öğrenmeye başlıyor. Ast ral seyahatler, gerçekleşen rüyalar, geçmiş-şimdi-gelecek gibi aynı zamanda geçmiş ve olası gelecek yaşam potansiyellerinin, paralel evrenlerin, seçim ile farklı gerçekliğe geçilebileceğinin farkındalığı bu boyutta var. Bu bilinç seviyesinde kişi enerjinin sonsuzluğunu ve evrende hiçbir zaman kaybolmayacağını, sa dece dönüştürülebileceğini fark ediyor. Gördüğümüzün ötesin de bir gerçeklik, duyduğumuz hatta hissettiğimizden de farklı olabilecek gerçeklikleri hayal edebiliyor. Bu bilinç seviyesinde her şeyin, tüm yaratımların dahi canlı, titreşen, frekanslar oldu ğunu fark ediyoruz ve her şey ile bir içsel bağlantımız olduğuna uyanıyoruz.