Tess'le Clare aşk mı yeğ tutma mı olduğu belirsiz kuşkulu topraklara dikilmiş iki ağaç gibiydiler şimdi.Bu öyle bir evredir ki orada hiçbir derinliğe erişilmez hiçbir düşünce yer edemez kişi gülünç biçimde şunları sorar kendine:" bu yeni akıntı beni kapıp götürecek güçte mi acaba ? geleceğim bakımından ne anlam taşıyor ?geçmişimi kabul edebilir mi ?"
Tess hafifçe titreyerek,"güneşin neden kötülerin de iyilerinde üzerinde aynı parlaklıkla parladığını bilmek isterdim" diye karşılık verdi. "ama bunu da kitaplar öğretmez bana."
-yıldızlar birer dünyadır demiştin değil mi ?
+evet
-tıpkı bizimki gibi öyle mi ?
+bilmiyorum ama sanırım öyle bazen onları bizim bahçedeki bodur ağacın elmalarına benzetirim çoğu pırıl pırıl sapasağlamdır birkaçı ise çürüktür
-bizim üzerinde yaşadığımız dünya hangisinden peki ? pırıl pırıl olanlardan mı çürüklerden mi ?
+çürüklerden
-yazık ! bunca yıldız varken neden sağlamını değilde çürüğünü seçmişsin sanki !
+evet yazık !
hepsi de ateşli sıcakkanlı kızlardı ısınmak için güneşe ihtiyaçları yoktu çünkü her birinin ruhunu ısıtan küçük özel bir güneşi vardı ya bir düş bir hayal bir sevgi yada bir meraktı bu hiçbiri olmasa bile ırak erişilmez bir umut besliyorlardı gönüllerinde hiçbir zaman gerçekleşmeyecek sonunda büsbütün sönecek olsa da ölmeyen yaşamasını sürdüren bir umut tıpkı tüm umutlar gibi