Denizim, benim minik oğlum, benim en güzel, en gerçek ama en imkânsız rüyam,
Geçen sene bugün... Seninle aynı bedeni paylaştığımız, kalbinin kalbimle attığı son gün.. Sana kavuşmak için heyecanla hastaneye gidiyoruz. Bilemezdik ki bu yolun kavuşmaya değil ayrılığa çıktığını…
Bu hayattaki bütün şarkılarım, bütün hikayelerim, bütün masallarım meğer senin içinmiş. Hepsini senin avuçlarına bırakmak için yürümüşüm bütün bu yolu, her adımı senin için atmışım. Sen gidince hepsi bir anda sustu. Bütün renkler, bütün renklerim kayboldu. Kucağım bomboş artık, ellerim bomboş. Yol bitti.
Bütün hikayelerde, bütün şarkılarda, bütün masallarda, bütün çocuklarda… Güzel olan her şeyde hep sen de varmışsın; ben tüm dünyayı severken seni de sevmişim aslında. Ve işte bütün o sevgileri birleştiren, anlamlı bir bütün yapan, aklımın ve kalbimin hayal bile edemeyeceği o sonsuz sevgi senmişsin, bebeğim. Geçmişim, bugünüm, geleceğim… Hepsi senmişsin. Şimdi senin olmadığın bu dünyada her şey sadece kalbimi kırıyor. Kalbim artık paramparça, kalbim şarkısız, masalsız, zamansız…
Denizim, canımın özü, kadife tenlim, tombiş yanaklım. Zamanın sonsuzluğunda, benim için zaman seni bütün güzelliğinle, bütün ışıltınla gördüğüm ama uzanıp da sana yetişemediğim o an bitti. Zamanın bittiği yerde bütün evreni yakıp kül eden bir acı başladı. Şimdi ben tam oradayım Denizim, zamanın akmadığı sonsuzlukta, ateşin düştüğü o yerde…
Benim bütün şarkılarım, bütün hikayelerim, bütün masallarım, bütün renklerim meğer senmişsin. Seninle birlikte öldü hepsi. Artık ne görüyorum ne duyuyorum ne hissediyorum. Kimim sensiz bilmiyorum. Artık hiçbir şey bilmiyorum.
Bildiğim tek şey her an seni hayal etmek, seni yaşamak, seni sevmek ve seni ölesiye özlemek. İnsan özlemekten bir yerde ölür mü?
Bugün bir yaşına sen değil, senin