Basit, hatta basite indirgenmiş bir metafor olan araba metaforu, karşı karşıya olduğumuz farklı sorunları (bunlara "krizler" diyelim) net bir şekilde birbirinden ayırmaya yarar. Buna göre
Olaylar, toplumsal kuralları ve ahlaki sınırları sürekli zorlayan iki genç karakterin etrafında şekilleniyor. Başlangıçta sıradan bir tutku hikâyesi gibi görünse de ilerledikçe çok daha sıra dışı ve rahatsız edici bir hâl alıyor. Yaşananlar sadece ilişkiler üzerinden ilerlemiyor; ölüm, saplantı, arzu ve yasak kavramları birbirine karışıyor. Bu yüzden anlatılanları tek bir kategoriye koymak oldukça zor. Bir noktadan sonra olayları değil, karakterlerin sınırları neden sürekli aşmak istediğini düşünmeye başlıyorsun.
Burada arzunun bir mutluluk arayışı gibi değil, bir isyan biçimi olarak gösterilmesi ince bir detaydı. Karakterler sanki haz peşinde koşmaktan çok, dünyanın koyduğu bütün kurallara meydan okumaya çalışıyorlar. İnsan bazen istediği şeye ulaşmak için değil, ulaşılmaması gerektiği söylendiği için o şeye yönelir. Buradaki birçok davranış da bana bunu düşündürdü. Yasaklar ortadan kalksa belki aynı tutkuların büyük kısmı da anlamını kaybedecekti. Çünkü bazen insanı cezbeden şey nesnenin kendisi değil, ona ulaşmanın yasak olmasıdır.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise göz imgesinin sürekli farklı anlamlara bürünmesiydi. Göz normalde görmek, anlamak ve fark etmekle ilişkilendirilir. Ancak burada tam tersine, insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesinin sembolüne dönüşüyor. Sanki karakterler dünyaya bakmaktan çok kendi içlerindeki boşluğa bakıyorlar. Bu yüzden okurken bana göre asıl anlatılan şey çılgınlık ya da tutku değildi. İnsan ruhunda bazı boşluklar vardır ve kişi bazen onları neyle doldurursa doldursun eksiklik hissi kaybolmaz. Hikâye boyunca hissedilen huzursuzluğun kaynağı da tam olarak buydu.
Kardeş ilişkileri böyle tuhaftı işte. Rose'a kızgın olsam bile onu memnun etmek istiyordum. Ondan korkarken bile ona sığınmak istiyordum. Aynı anda onu hem seviyor, hem de nefret ediyordum. Belki de söz konusu kardeşler olduğunda sınırlar net çekilemiyordu. Belki de sınırları aşmak kardeşlerin yaptığı en iyi şeydi.