“ Sözcüklerle ilişkimiz pek tuhaftır. Küçükken birkaç tane öğrensek ve yaşadıkça eğitim, konuşma ve kitaplar yoluyla dağarcığımızı genişletsek de, olur da bir gün kendi kendimize sorarsak, anlamları ve tanımları konusunda şüpheye düşmeyeceğiz sözcüklerin sayısı pek azdır. Onay ve retlerimizi buna göre yapar, buna göre ikna olur veya olmaz, buna göre tartışır, kararlar verir ve sonuçlara varır, böylece hakkında belli belirsiz fikirlere sahip olduğumuz kavramların üzerinde korkusuzca ilerleriz ve kendi kendimizi sahte bir güvenle doldurarak üzerimize çöken sözel karanlığın altında körlemesine yol almamıza rağmen başkalarıyla anlaşmayı ve hatta, bazen, buluşmayı başarırız.”
“Bu bir zafer sayılır, Ama hiçbir işe yaramayacak, Aslında zaferlerin neye yaradıklarını kimse bilmez, diye iç geçirdi Matematik öğretmeni, Ama yenilgilerin neye yaradıklarını herkes bilir, bilhassa tüm benliklerini ve varlıklarını savaşa adamış olanlar, …”
“Tertuliano Maximo Afonso ne şimdi, ne de daha sonra açıklayabileceği bir şekilde, havanın görünmez bir varlığa gebeymiş gibi yoğunlaştığını hissetti, ...”
“ Aktarıcı ve anlatıcıya göre, kurgu tercihinin akademik onay mührüne sahip birine verilmesi olsaılığının büyüklüğünün göz önünde bulundurulduğu bu noktada, Tarih öğretmeni şehrin diğer tarafındaki evine varana dek hiçbir şey olmadı demek, en kolay şey olur. Profesyonel vicdan, kurgudaki boşlukları doldurmak uğruna bir sokak karmaşasına ve trafik kazasına yer vermediğinde, bu üç sözcük, Hiçbir Şey Olmadı, bir zaman makinesine binilmiş gibi bir sonraki olaya acilen geçilmek istendiğinde veya, mesela karakterin kafasından geçen düşünceler pek bilinmediğinde, özellikle bu düşüncelerin karakterlerin sınırları dahilinde davranması ve hareket etmesi gereken yaşam koşullarıyla ilgisi yoksa kullanılır.”