#OkudumBitrdim
Bir Kadının yaşamından yirmi dört saat/ Stefan Zeweig
Zweig, her okuyuşumda bağımlılık yapan kısa ama kalıcı etkisi uzun süren bir okuma oluyor bende. Hayal kırıklığını ve insan ruhunu nasıl bu kadar guzel anlatabildin be adam... dedirten çağını aşan bir yazar benim için ,birazda Sigmund Freud teorisini işlemiş gibi hissediyorsunuz.
"Bir Kadının Yaşamından 24 Saat," bir tartışma sırasında söz alan İngiliz bir kadının, yıllar önce hayatını değiştiren 24 saati anlatmasını konu alıyor. Stefan Zweig, bütün kitaplarında olduğu gibi insan psikolojisini ve duyguların insanı nasıl etkileyebileceğini her zamanki ustalığıyla aktarıyor bizlere. Tutku, yalnızlık, pişmanlık ve vicdan çatışmaları üzerine kurulu bu kısa hikâye, ilk başta sıkıcı başlasa da sayfalar ilerledikçe okurken iliklerime kadar sirayet ederek devam ediyor. Akıcı anlatımı ve güçlü psikolojik çözümlemeleriyle, kısa sürede biten ama etkisi uzun süre devam eden bir eser olarak yerini alıyor hafızamda.......
19. yüzyıl Osmanlısına gidiyorsunuz. Vaka-i Hayriye’nin (Hayırlı Olay) ardından, Yeniçeri Ocağı’nın kanlı bir şekilde ortadan kaldırıldığı günlerin hemen sonrasındayız. İmparatorluk, eski
Öyleyse kitle içindeki bireyin temel nitelikleri şunlardır: bilinçli kişiliğin yok olması, bilinç dışı kişiliğin hüküm sürmesi telkin yoluyla belli bir istikamete yönelme, duygular ile düşüncelerin tek bir yönde sirayet edişi ve telkin edilen fikirlerin derhal eyleme dökülmesi . Artık bu birey kendisi olmadığı gibi, iradesinin rehberliğinde kaybettiğinden bir tür otomata dönüşmüştür.