...zihnin derin bir sessizlik içinde yüzüyordu. Sirkeci'den geçen elektrikli tramvaylar bile sana bir şey söylemiyordu. Sanıyordun ki geçmiş sana dönecekti. Oysa sana dönecek hiçbir şey yoktu artık; bu tenhalık, bu terk edilmişlikten başka. Kent belirsiz bir değişim içinde yüzerken, sen de bir yerde bırakılmıştın.
Boş peronlardan güneş altındaki raylara bakıldığında, insan yolculukların insanı özgürleştiren çağrısını duyar gibi oluyordu. Herşeyi bırakıp gitmek! Sonsuz bir yolculuğa.