Yazar
Demir Özlü

Demir Özlü

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.5
148 Kişi
458
Okunma
58
Beğeni
3.618
Gösterim
Unvan
Öykü ve Roman Yazarı
Doğum
Vefa, Fatih, İstanbul, Türkiye, 9 Eylül 1935
Yaşamı
Demir Özlü (d. 9 Eylül 1935, Vefa, Fatih), öykü ve roman yazarı Tezer Özlü'nün ağabeyidir. Ödemiş İstiklâl İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi'nde (1953) okudu. İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm Dergisi ve daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1961-1962 arası Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde Felsefe okuduktan sonra Türkiye'ye dönerek İstanbul Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Metodoloji Kürsüsü'nde 4 yıl asistanlık yaptı. Siyasal eylemleri nedeniyle işine son verilince avukatlık yapmaya başladı. 1969'da "Sakıncalı" olarak askere gitti ve yedeksubaylık hakkı elinden alınarak Muş'ta çavuş olarak askerlik görevini tamamladı.1971'deki askeri müdahaleden sonra bir süre tutuklu kaldı. 1979'da Stokholm'e yerleşti. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra vatandaşlıktan çıkarıldı. Türkiye'ye 1989'da dönebildi. Bu tarihten beri Stokholm ve İstanbul'da yaşıyor. İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm, daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. Öykü, deneme, eleştiri ve çevirileri Mavi, A, Pazar Postası, Yeni Ufuklar, Soyut, Somut, Yeni Edebiyat, Gösteri ve Adam Öykü dergilerinde yayınlandı. 1980'den sonra roman, anlatı, anı ve gezi kitaplarına ağırlık verdi.
Erhan
Bir Beyoğlu Düşü - Berlin'de Sanrı - Kanallar'ı inceledi.
184 syf.
·
8/10 puan
Sadece Bir Beyoğlu Düşü'nü okudum, o yüzden inceleme ya da yorum o kitaba aittir. Kitabın eski baskılarını siteye eklettirme gereği hissetmedim. Metin T. ile olan bir konuşmamızda, anı ile anlatı arasındaki farka örnek vermek için bu kitabı önermişti. Deniz Özlü'nün (Tezer Özlü' nin abisi) bu kitapları anlatı olarak geçiyor. Gerçekten de yazar o dönemki yaşamını, üstüne bin katarak, hayallerini, fantezilerini ve duygularını da ekleyerek, Güney Amerika romanlarından alışık olduğumuz büyülü gerçeklik içinde anlatıyor ve türün ismi de anlatı oluyor. Bir Beyoğlu düşü bu kitap gerçekten de. Çoğunlukla Karaköy, Tünel, Galatasaray civarlarında geçiyor. Ben "Hayallerim, Aşkım ve Sen" filmini hayal meyal hatırlıyorum, ama o filmdeki, sepya tonlu senaryo kısımları bu kitaptan alınmış. Gerçekten de kitabı okuduğunuzda o sepya tonunu, eski İstanbul havasını hissedebiliyorsunuz. Dört bölümden oluşuyor anlatı, başlarda İstanbul'a gelip tünel çıkışında bir oda kiralayan bir gencin, Demir Özlü'nün yumuşak kaleminden Beyoğlu' nu dinliyoruz. Kasımpaşa'daki kışladaki kalk borusunu. tramvayların raylar üzerinde çıkardıkları o sesi, çan seslerini, sokak gürültülerini yaşıyoruz. Yavaş yavaş platonik ve tutkulu bir aşk hikayesine dönüyor sonra anlatı. Beyoğlu o eski ihtişamıyla hep baş rolde ama. Hayal ve gerçeğin karıştığı bir şekilde de sona eriyor hikaye. Aslında İstanbul'da, Beyoğlu'nda okumak gerek bu anlatıyı, kitaptaki havaya tam anlamıyla girmek için, sonra da Atıf Yılmaz'ın filmini izlemek. Neyse, iyi perşembeler herkese.
3
47
Arda
İşte Senin Hayatın'ı inceledi.
80 syf.
·
3 günde
·
7/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bu anlatının adı İsveçli yönetmen Jan Troell’in 1966 yılında ülkesinde yaptığı bir filmden almış: İşte Senin Hayatın( Here’s Your Life) bu film yirminci yüzyılın başında oldukça fakir olan ülkede sosyal demokrat mücadele içindeki yaşamları anlatır. Kitapta yazarın gezdiği, yaşamını sürdürdüğü şehirlerle olan anılarını anlatır. İnsan gibi tıpkı hiçbir kent de aynı kalmıyor. Bir yandan aslında günümüzde de hala problem olan şiddet ve baskıyı anlatırken, diğer yandan nostaljinin izlerini anlatır. Devam eden sadece çürümeydi. Burada insan neye tutunabilirdi? Aşka mı? Gülünçtü. Tutunmak istediğin her şey acı bir kahkahaya dönüşüyordu.
İşte Senin Hayatın
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Kadından Kentler
Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları -'ı inceledi.
448 syf.
·
Puan vermedi
Demir Özlü'den okuduğum 3. Kitap oldu Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları. Özlü, bu romanında bizleri 12 Mart 1970'li zamanların öncesine götürüyor. Ve yaşadığı dönemin toplumunu şu sözlerle eleştiriyor: Her şeyi çevreleyen toplumda, bütün bağlantıları kuran, yozlaştıran, bazen başlangıcından düş kırıkları yaratan, duyguları indirgeyen, güzelim fantezilerle kurulmuş ilişkileri bayağılaştıran, başarısızlık gibi görülen şeylerin ardında, elle tutulmayan maddesel yapısıyla yer alan, insanı çevreleyen, mutsuzlukla başkaldırıyı yaratan, hepsi toplumdu. Tüm bunların yanında varoluş sancıları ve yaşadığı ilişkileri gözler önüne seriyor. Toplumsal, psikolojik ve fantazi üzerine bir şeyler okumak isteyenlere önerilir. Not: Ada Yayınları / Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları.
Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları -
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Amy Pond
İthaka’ya Yolculuk'u inceledi.
160 syf.
·
6 günde
·
8/10 puan
Kitap; yazarın sürgündeki ilk yıllarında geldiği kente bakışı, orada hissettiklerini anlatmasıyla başlıyor. Sonrasında daha çok çocukluk yıllarındaki anılarını anlatıyor. Anlatım tekniği olarak Robert Pinget'nin bir romanında, cinayet olayının sorgulanmasında kullandığı soruşturma  yöntemini kullandığını belirtiyor, yazar. Yazar, 1979'da İsveç'e yerleştikten bir yıl sonra vatandaşlıktan çıkarılmış ve Türkiye'ye ancak 1989 yılında dönebilmiş. Belki de bu zorunlu gidiş nedeniyle yerleştiği kuzey ülkesindeki izlenimleri, hisleri genelde duyduklarımdan hayli farklı. Örneğin kuzey ülkelerinin yaz mevsimine hep imrenmişimdir, o "beyaz geceler"i hep çok güzel hayal etmişimdir ama yazar bundan yakınıyor, geceyi özlüyordu. Bunun yanında  iklimden duyduğu rahatsızlıktan yakınıyor, güneşi özlediğinden de bahsediyordu, insanların yalnızlığına değiniyordu arada hatta insanların yokluğuna.. İstanbul'da, İzmir'de geçirdiği çocukluk ve gençlik yıllarının ardından birçok yönden ona soğuk ve insansız gelen bu kentin sokaklarında çizdiği yürüyüş yollarını anlatıyor. Çocukluğunun ve gençliğinin anılarını anlatırken  dönemin yaşam tarzına, insanların yaşayışına da tanık oluyorsunuz. Birden fazla yerde geçen olaylar o dönemlerde farklı yerlerin farklı özelliklerini de görmemizi sağlıyor. Ancak yine de anlatının baş unsuru yazarın düşünceleri ve hissettikleri olarak kalıyor. Okuması keyifli, anlatımı yoğun bir kitaptı ama bazı bölümlerde başladığınız cümle ara sözle kesilip ara söz içinde açılan parantezle ayrı bir açıklamaya geçiyor sonra cümleye devam ettiğinizde başını kaçırdığınız hissini yaratıyor. En azından ben çoğu cümleye başlayıp açıklamaları bitirince başa dönmek ve bu kez açıklamaları atlayarak yeniden okumak durumunda kaldım. Bir bölümde sıkça kullanılan bu labirentli cümleler sonrasında yerini daha anlaşılır cümlelere bırakıyor ama elbette bizi terk etmiyor ki - belki biraz iddialı olacak ama- bence yazarın üslubunu oluşturan, bizi onun dünyasına çeken, yazarın duygularını paylaşmanızı sağlayan cümle yapıları bunlar. Tezer Özlü'nün ağabeyinin bir kitabını okumak benim için anlamlıydı. Tezer Özlü'nün kitaplarını okurken hissettiğim o keyfin ardına gizlenen kasvet burada da vardı. Bu durum aileden mi geliyor yoksa dönemden mi emin olamadım. Keyifli okumalar dilerim.
İthaka’ya Yolculuk
8.3/10
· 16 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9