Erlik beyaz ata binermiş. Fakat sonra bu atı bir kahramanın canının karşılığında Tanrıya vermiş. Ama yüce Tanrı onu kandırmış ve can
yerine ona kara boğa vermiş. Erlikin bu boğaya ters binmesini, eline de kamçı
yerine balta (ay malta) almasını emretmiş.
Altaylılar bundan dolayı Erlik
e at yerine kara boğa veya inek kurban
ederler.
Tufandan sonra Ülgen hikmetli kitap olan nom yardımı ile insan yaratmaya başlamış.
Altın fincan içine gök çiçek (kök çiçek) koymuş . Büyük kardeşi Erlik bu çiçeğin
bir parçasını çalmış ve o da bir insan yaratmış.
Ülgen kardeşine öfkelenmiş ve: "Senin yarattığın halk kara kayi kuşaklı kara kavim olsun!"diyerek onu lanetlemiş. Sonra: "Benim yarattığım ak kavim güneşin doğduğu, senin yarattığın kara kavim ise güneşin battığı yere gitsin" demiş
Tufanın olacağını ilk olarak demir boynuzlu gök (tüylü) bir teke haber vermişti.
Gök teke yedi gün boyunca kudyrmuşcasına meleyip koşarak yer yüzünü dolaşmış.
Yedi gün deprem oldu.
Yedi gün dağlar ateş püskürdü.
Yedi gün yağmur yağdı.
Yedi gün fırtına oldu ve dolu yağdı.
Yedi gün kar yağdı.
Üzerinde yaşamakta olduğumuz yere Altaylılar çın yer (gerçek yer) demektedirler. Bu yerin altmda bir yer daha vardır ki, orada sonsuz karanlık
hâkimdir. Orası altıngı oroon (alt dünya) veya alış yer (uzak, ırak yer)'dir