Artık eski sen olmadığını, hayatın ritminin değiştiğini hissediyorsun. Daha hızlı yaşıyorsun, içinde bir şey yanıyor, kalbin farklı atıyor ve bir yandan da hiçbir şeyi umursamıyorsun. Aylarca, hiçbir şeyi. Sonra bir an geliyor, sana ve etrafına ne olduğunu artık bilmiyorsun. Bu bazen beş yıl sonra oluyor, bazen daha ilk aylarda. Sinir krizi. Birçok kişi böyle bir anda katil oluyor ya da kendini öldürüyor.
Çünkü daima 'ötekini' severiz, daima onu ararız, hayatın bütün koşullarında ve değişikliklerinde... Bunu biliyor musun? Hayatın en büyük sırrı ve en büyük hediyesi, 'aynı türde' iki insanın karşılaşmasıdır.
Fakat ruhunun derinlerinde bir sancı saklıydı: Olduğundan farklı olma arzusu. Bu, bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: Kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz.