Gülçin

9/10
·304 syf.··
2026 34. kitabı
Zaman… gerçekten bizim mi? Momo, küçük bir kızın hikâyesi gibi başlıyor. Ama sayfalar ilerledikçe, aslında hepimizin hikâyesine dönüşüyor. Şehrin kenarında, eski bir amfitiyatroda yaşayan Momo’nun hiçbir şeyi yok… Ama insanlara verdiği bir şey var: Gerçekten dinlenildiğini hissettirmek. Onun etrafında insanlar konuşuyor, hafifliyor, iyileşiyor. Ta ki “gri adamlar” gelene kadar… İnsanlara zaman kazandırdıklarını söyleyen, ama aslında onların hayatlarını yavaş yavaş ellerinden alan o görünmez sistem. İnsanlar daha hızlı yaşamaya başlıyor. Daha çok çalışıyor, daha az hissediyor. Daha çok kazanıyor, ama daha az yaşıyor. Ve fark etmeden… zamanlarını kaybediyorlar. Momo’nun hikâyesi aslında çok basit bir soruyu yüzümüze çarpıyor: Biz gerçekten zamanı mı yönetiyoruz, yoksa zamanın içinde kaybolan birer “programa” mı dönüştük? Bu kitap bana şunu hatırlattı: Hayat, hızlandıkça değil… yavaşladıkça anlam kazanıyor.
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782bin okunma
8/10
·112 syf.··
2025 17. kitabı
Bir sabah Pasifik’in ortasında tek başına kalmak… Henry Preston Standish, New York’ta yaşayan, evli ve iki çocuk babası bir borsacı. Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayatı var ama içindeki huzursuzluk onu gemi yolculuğuna çıkarıyor. Ve bir sabah, kimsenin fark etmediği bir anda denize düşüyor. İşte bundan sonrası, hayatla ölüm arasındaki ince çizginin hikâyesi. Herbert Clyde Lewis’in Gemiden Düşen Adam’ı, yalnızca bir adamın okyanusta sürüklenişini değil, gemide kalanların önyargılarını, statü kaygılarını, bencilliklerini de anlatıyor. Küçücük bir kitap ama insan üzerine söylenmiş koca cümleler barındırıyor. Lewis’in hayatı ise romanından bile daha trajik: Hollywood’da umutlu bir başlangıç, yarıda kalmış senaryolar, savaş sonrası unutulmuş kitaplar, kara listeye alınmış bir yazar… 41 yaşında, yalnız ve borç içinde öldüğünde kimse onu hatırlamıyordu. Ta ki Gemiden Düşen Adam 80 yıl sonra yeniden keşfedilene kadar.
Gemiden Düşen AdamHerbert Clyde Lewis · Holden Kitap · 2024704 okunma
9/10
·309 syf.··
2025 28. kitabı
“Ve anneme öfke kusuyordum, ne yapmıştı o? Bir şey yapmamıştı. Mesele annemin bir şey yapmamış olmasıydı.“ Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra da sizinle kalır. Düşüncelerinize sızar, aileye, suskunluğa ve hatırlamanın kırılgan doğasına yeniden bakmanızı sağlar. Vigdis Hjorth’un Mirası tam olarak böyle bir kitap. ⠀ Norveç edebiyatının bu çarpıcı romanı, aile, travma ve sessizlik üzerine keskin bir yüzleşme. Ana karakter Bergljot’un gözünden, babadan kalma iki yazlık ev üzerinden başlayan miras kavgası, kısa sürede çok daha derin bir yaranın etrafında dönmeye başlıyor. Konu sadece bir mülk değil; konu bir kadının anlatı hakkı, çocukluğundan çalınan sessizliğin bedeli. ⠀ Bergljot’un sesi çığlık atmıyor ama içten içe haykırıyor. Geçmişle hesaplaşmak kolay değil; hele ki ailen, senin yaşadığın gerçeği inkar ediyorsa. Hjorth’un dili sade ama çok güçlü; karakterlerin iç dünyasına neredeyse canını acıtarak iniyor. ⠀ Bu kitap sadece bir kurgu değil, aynı zamanda sessiz kalmış milyonlarca kadının, çocuğun haykırışı gibi. Bergljot’un sesiyle birlikte ben de sustuklarımı düşündüm. Aile denince her şeyin affedildiği, bastırıldığı, görmezden gelindiği kalıpları. Hjorth, öyle naif bir dille anlatıyor ki, en büyük çığlıklar bile fısıltı gibi dokunuyor kalbine. ⠀ Miras, okuması kolay ama taşıması zor bir roman. Ama bazı yükler vardır ki, taşımak değil, paylaşmak gerekir.
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
8/10
·80 syf.··
2018 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 00:00
“Niçin onların istediği her şeyi yapasın ki?” #Arayışlar – Lou Andreas-Salomé 1800’lerin sonunda kaleme alınmış ancak çağının çok ilerisinde bir kitap bugün bizlerle: Arayışlar – Lou Andreas-Salomé.
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
9/10
·398 syf.··
2017 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2017 00:00
“Ruhlarımızın neyle yoğrulduğunu bilmiyorum ama onunkiyle benimki aynı hamurdan.” #uğultulutepeler Kitapla ilgili ilk olarak söylemek istediğim şey, 1847 yılında yayımlanmış olması. Kadının adının
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Karbon Kitaplar Yayınları · 202057,7bin okunma