Kenan Niyazi, Darbe 1978'i inceledi.
25 May 15:13 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Kitabın kurgusu muazzam. Ancak yazarı sadece siyonizm karşıtlığı veya abdulhamid perspektifinden okumak istemiyoruz. Bence Ozan Bodur'dan Celil Oker'in yazdıklarında daha iyi bir polisiye kitap çıkar. Kitabın yeni serisini de en kısa zamanda edinip okuyacağım

Ahmet Rauf Güler, bir alıntı ekledi.
24 May 14:49 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Müslümanlar iyi bir müslüman olmayı, ilk görev olan Allah'ın hükümranlığını yeryüzünde gerçekleştirmek olarak gördükçe ve bu vazifeyi yerine getirme gücünü kıldıkları namaz, gittikleri hacc ve tuttukları oruçtan aldıkça, birkaç on yıllık bir süre içinde, İndüs nehrinden, Atlantik okyanusuna kadar milyonlarca erkek ve kadını kendi imanlarına kazandırdılar. İyi bir müslüman olmanın, kendini yalnızca ayin ve ibadetlere vermek ve artık Allah yolunda yaratıcı çabalarda bulunmamak demek olduğuna inanmaya başladıkları zaman ise, bu harikulade çiçekleniş ve yükseliş solup düştü. İslam, tarihin aktif öznesi olma niteliğini yitirdi. Sonunda yabancı istilacıların ve sömürgecilerin ellerinde bir nesneye dönüştü.

Siyonizm Dosyası, Roger GaraudySiyonizm Dosyası, Roger Garaudy

Roger Garaudy
Garaudy'nin Türkiye yorumu "Bana öyle geliyor ki, siz, çağdaşlaşma ile Batılılaşmayı birbirine karıştırmışsınız."

"Sayın düşünür, size göre İslam nedir?"
"Bana göre İslam şudur. Zaten İslamın büyük peygamberi, "Yarın ölecekmiş gibi ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışın" derken, herseyi anlatmıştır. İslam, anlaşılıyor ki, hem maddeye, hem de manaya hükmetmiştir. Öyle ise bunların ikisi birbirinden koparılamaz. Nasıl koparılamaz: "İlim Çin'de de olsa gidip bulunuz, inanmışın kaybolmuş malıdır ilim ve hikmet", "Ara ve bul" diyor İslam. İlmin, çalışmanın burada sınırı yoktur, İslam, dünyayı sarsan bu iki olaya sınır koymadığına göre, dünyayı sarsmıştır: Nasıl sarsmıştır. Getirdiği sistemle. İnsanı, yaratılışların en olgunu ve en şereflisi olarak kabul ederken, O'nun sömürülemeyeceğini anlatmıştır. İsraf, gösteriş ve lüksü tümüyle yasaklayan, kazancı alın terindeki damlacıklarda arayan, biriken sermayeyi fakire ölçülü ve ahlak kuralları içinde aktaran, faizi tembelliğe ittiği için yasaklayan ve gayrimeşru serveti bu kuralla imha eden bir sistemler manzumesidir İslam. Halîfe ile kölenin eşit hakka sahip olmasını mecbur kılmıştır. Deve olayı vardır ki, bu kralların kılıçlarından daha keskin bir olaydır. Hz. Ömer ile kölesi bir şehirden bir şehire giderken deveye sıra ile binerler, zaman zaman devenin yularını halife çeker, zaman zaman da köle. İşte adalet ve hukukta aklın devrimidir bu."

"Halbuki bu özendiğimiz Batı, öyle bir Batı ki, diyor, ben bu Batı'da doğu felsefesi. İslam medeniyeti hakkında tek kelime bilmeden otuz sene profesörlük ettim."

"Benim kitabım Müslümanlar için değildir. Bunu Müslümanlara akıl vermek için değil, kendi vatandaşlarıma îslamı duyurmak için Yazdım. Bu bakımdan da asıl da, îslam bizim geleceğimizdir."

"Marksizm, kapitalizm ve îslam arasındaki fark nedir?", sorusu ise şöyle cevap buluyor: "Biri insanı devlete karşı esir eder. Diğeri ise, sermayeye karşı. Yani marksizm ile kapitalizmin ikisi de insanı sömüren sistemlerdir demek istiyorum. Ama İslam bunlara karşı, insana prestijini iade eden bir sistemdir."

"Dünyanın içinde bulunduğu büyük bunalımdan ancak Kur'an'la kurtulabiliriz" diyen Garaudy, bu kurtuluşun başlamış olduğuna da inanıyor "Batı'da İslam güneşi doğmuştur. Müslümanların sayısı da hızla artmakta ve bu durum Batıyı ürkütmektedir. Ne var ki.bildiğiniz gibi, korkunun ecele faydası yoktur. Ben ve benim gibilerin vazifesi, kokuşmuş- Batıya, îslamı gerçek manasıyla tebliğ etmek ve îslamın müjdesini vermektir. Müslümanlar, Batılılaşma eğilimini bir an önce bırakmalıdırlar. Çünkü, Batı iflas etmiştir ve hastadır. Sağlıklı bir kişinin hastayı taklit etmesi ise manasızdır.


İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Yani, İslam dışındaki bütün dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar zamana göre tahrif edildi, değiştirildi. Kur’an-ı kerim ise indirildiği günden beri her zamana hükmetti. O, zamanı değil, zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça o gençleşti. Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç, sosyal, siyasi ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır. İslam materyalizme de pozitivistlerin görüşüne de ekzistansiyalistlere de hakimdir. Fakat bunlardan hiçbiri, İslama hakim değildir.

Katolik Kilisesinin, Filistin meselesindeki tutumunun içyüzüne vakıf olduktan sonra, bu yola girdim. Din derslerinde çocuklara "İncil"in öğretimi siyonist propagandasına göre şekillenmiş. Mesela, Allah'ın Hz. îbrahim'e yaptığı bir vade binaen, Filistin'in Yahudilere ait olduğu intibaını uyandırıyorlar. Bu da Yahudilerin, Hıristiyan eğitim ve öğretimine ne derece nüfuz ettiğini göstermektedir. İsrail'in Lübnan'a yaptığı son istilanın ilk günlerinde, Le Monde gazetesinde uzun bir makale yayınlayarak, siyonizmi takbih ettiğimi açıkladım. Bunun neticesinde, hem ben, hem de Le Monde gazetesinin yazıişleri müdürü, Yahudi aliyhtarı olarak itham edildik. Oysa, tamamen aksine, Siyonizm din olarak yahudilikten çıkmış değildir. O, 18. yüzyılda Avrupa'da ırkçılık ve milliyetçilik atmosferinin hakim olmasının sonucudur. Siyasî Siyonizmi kuran Teodor Hertzl dindar değildi. Bilakis dinsizdi. İncil'i, sadece iddialarını kuvvetlendirmek maksadıyla kullanmıştır. Her neyse...

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
11 May 01:11 · Kitabı okudu · 9/10 puan

II. Abdülhamid'e Batı ülkelerinde ırkdaşlarının uğradığı haksızlıkları ve çektikleri zulümleri anlatan Dr. Herzl, Musevi uyruklarına göstermiş olduğu iyilik ve adaletten dolayı Padişah'a dünya Yahudiliğinin şükranlarını iletti... Osmanlı ülkesinin Mezopotamya'da bulunan petrol yatakları, altın ve gümüş madenleri, verimli toprakları ile ileri düzeyde iktisadî potansiyelinin olduğunu hatırlattı. Fakat tüm bu zenginlikler Avrupa devletleri tarafından sömürülmekteydi.

Görüldüğü gibi, Siyonizm'in babası, Batı'yı Padişah'a şikayet etmekte(!) ve Musevilerin selametinin ancak Osmanlı topraklannda mümkün olacağını, hatta topraklarına çekeceği Musevilerin bilgi, yetenek ve imkânlarıyla imparatorluğun dağılmaktan kurtulabileceğini söylemektedir.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan
Nesrin Ay, Düğün Evi'yi inceledi.
 10 May 16:18 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

NECİB MAHFUZ VE KİTAP YASAKLAMA HAKKINDA

1000k'dan önce yazarın hayatını öğrenme, düşünceleri ışığında eserleri ile buluşma gibi bir hedefim olmamıştı hiç. Şimdi ise kitabı okuduktan sonra ilk düşündüğüm olgu. Necib Mahfuz 1988 Nobel ödüllü, Mısır orijinli ve zamanında kitapları yasaklanmış, hakkında 'fetva' verilmiş bir yazar. Aziz Nesin'in Salman Rushdie'ye ait Şeytan Ayetleri kitabını çevirmesine ilişkin tartışmalar sonrası radyoda kendini savunduğu sırada 93 yılında çevirmek istediğini söylediği kitap da Mahfuz'un Cebelavi Sokağı'nın Çocukları Hatta Mahfuz için Cebelavi Çocukları olmasaydı Şeytan Ayetleri yazılamazdı denmiş ve yazar 1994 yılında kılpayı ölümden dönmüş. ( Şeytan Ayetleri'nin Türkçesi basıldı mı bilemiyorum.)

Türkiye’de de kitapları toplatmak, yasaklamak ya da yazarlarını yargılamak, hedef göstermek sıradan olaylar. Tüm yasaklanan kitaplar diye bir liste yapılsaydı karşımıza sadece kitap isimlerinden oluşsa bile muhtemelen bir kaç cilti bulacak bir seri çıkardı. Çünkü sadece Türkiye'de bugüne kadar olanlar 23000'i geçmiş durumdaymış.

Genel olarak bazı sebepler ön plana çıkıyor yasaklama mevzusunda. Halkı suça teşvik etmesi, halkın bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmesi, müstehcen olması, komünizm/siyonizm/..izm propagandası yapması, dine saldırı/dini değerleri aşağılaması en popüler nedenler. Mesela Bülbülü Öldürmek 'ırkçılık' içerdiği için, Alice Harikalar Diyarında 'hayvanlara haddinden fazla insan özellikleri yüklenmiş olmasının insanlara hakaret sayılacağı' gibi trajikomik sebeplerle çeşitli ülkelerde yasaklanmış.

Şimdi asıl soru bazı kitaplar yasaklanmalı mı ya da her kitap illa basılmalı mıdır? Bazı kısımları çıkartılması uygun mudur? Şu aralar Ankara grubunda Şibumi okunduğu için örnek ondan verilebilir, çıplak elle adam öldürme vs. (Gerçi Tuco Herrera sansürsüz ilk basımına sahipmiş :)) durması gereken kısımlar mıdır? Manevi değerleri aşağılamada bir sınır var mıdır yoksa sınırsız bir özgürlük içinde yazanlara hoşgörü mü duymamız gerekir? Şartlı, amalı cevaplarım, kırmızı çizgilerim var benim de bir çoğumuz gibi.

Kitaba gelirsek akıcı, sürükleyici, meraklandırıcı bir konusu, dört koldan bilinç akışı ile, iç monologlarla dolu, bir günümüzde, bir geçmişte seyreden bir anlatımı var. Beğenilmeyecek gibi değil. Sadece önemli bir sorun güzide ülkemizde Arapça aslından çeviren bulunamadığı için sanırım İngilizce'den çevrilmiş Kırmızı Kedi Yayınevi'nde. Lanet olsun'lar havada uçuşuyor.

Necmettin Zafer in #29041902 etkinliğiyle okudum. Nobel ödüllü yazarlara beklerim hepinizi.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
10 May 08:05 · Kitabı okudu · 9/10 puan

ZANNEDİLDİĞİNİN TERSİNE Siyonizm bütün dünya Yahudilerinin, hatta İsrail'de yaşayan bütün Yahudilerin kabul ettikleri, destekledikleri, benimsedikleri bir siyasî ideoloji değildir. Daha çok 19. yüzyılda Avrupa Yahudilerinin kendilerine vatan arayış mücadelesi içinden doğan ve İsrail'in kurulmasını sağlayan milliyetçi bir siyasî akımdır. İsrail sınırları içinde dahi Siyonizme karşı çıkan Yahudi grupların mevcut olduğunu biliyoruz. Hatta bazı dini bütün Yahudi gruplar, Siyonizmi sahih Yahudi itikadından temel bir sapma, bir tür küfür olarak görmektedirler.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan
ManahoS, bir alıntı ekledi.
01 May 18:32

Siyonizm, Yahudi soyunun rahatını ve mutluluğunu, dünya milletlerinin huzursuzluğundan arayan teşkılatlı ve insanlık düşmanı bir fikirdir. Kendisini bır devletin milli ülküsü göstermek yolundaki gayreti, emperyalist isteklerini gizlemek içindir. Birinci Dünya Savaşı’nda, her türlü kılığa girerek Filistin cephesindeki ordumuzu arkadan vuran ve düşmana casusluk eden Siyonistlerin ortaya koyduğu korkunç gerçek, Türkleri bu akıma karşı da her zaman uyanık ve tedbirli bulunmaya zorlamıştır. Komünizm, Siyonizm ve masonluk, Türkiye’de bir sacayak halinde Türk düşmanlığı yapmaktadır. 73

Harşit'in Hırçın Sesi, Talat ÜlkerHarşit'in Hırçın Sesi, Talat Ülker
Ayşenur Kartal, Teşkilat-I Mahsusa Operasyon'u inceledi.
27 Nis 02:17 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Puanım 10. Düşünüyorum da kitaba yönelik kötü bir eleştiri bulamıyorum. Başlarda eleştirilerim vardı aslında ama kitabın finaline doğru bütün olumsuz eleştirilerim yok oldu.
Kitabımız bir roman ama şöyle bir roman, birileri sürekli bilgiler veriyor bize, yani öyle içinde dolu dolu olayların geçtiği bir roman değil, CIA, MOSSAD, Vatikan, Siyonizm ve tabiki olmazsa olmazımız MİT... Bunlar arasında geçiyor aslında olaylar. Kitaptan kiii özellikle son 15 sayfasından şunu anlıyoruz ki mükemmel bir istihbaratımz var. Son 15 sayfayı okurken yuuuh, helal bee falan dedim, tebessüm ederek okudum. Kitabı okumak isteyenler olur diye çok detaylı özet geçmiyorum.
Daha öncesinde İlluminati (Kursad Berkkan) adında bir kitap okumuştum, ordaki bilgilerle bu kitapta tekrar karşılaştım ve ister istemez mutlu oldum özellikle dünyayı yöneten örgütleri okurken :)
Velhasıl kelam, çok sayfalı kitapları okumayı sevmem ama bu kitap 800 sayfa falanda olsa okurdum heralde :)
Gerçekten çok beğendim kitabı ve yazarın bir başka kitabını hemen okumaya başlamak istiyorum. Akıcı, sürükleyici, merak uyandıran, sade, dolu dolu bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim herkese. Keyifli okumalar dilerim... :)

pınar, Narkoz'u inceledi.
 20 Nis 12:49 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Mete Gündoğan, Necmettin Erbakan'ın danışmanlarında, yakın adamlarından biri. Ülkemizi pek çok uluslararası alanda temsil etmiş ve gündem yaratmış bir isim... Kitapta Erbakan'ın dönemi gerçekleşen ekonomi politikaları ve Erbakan'ın hep bahsettiği siyonizm ve küresel sermayenin Türkiye 'deki yansımalarından bahsediyor. Son bölümlerde Recep Tayyip Erdoğan ve Erbakan ilişkisinden Türkiye' deki ekonomi politilarinından doğru bir seyir izleyen kitap eleştirel bir tutuma ve halkın anlayanı dilde ekonomi ve küresel siyaseti anlatıyor.

Kitabı ben ödev kapsamında okudum açıkçası, lakin bana bazı konularda bir pencere açtı. Şahsım adına sürekli siyaseti takip etmem ve çok da yabancı olmadığım konuları barındırdığı için bana öğretici olmaktan ziyade bir bakış açısı sundu.

Ben yine de her görüşten kişileri dinlemeyi okumayı severim, bu bana tahammül gücü ve eleştirel tutuma sahip olmayı kazandırıyor.

Komplo teorileri çok konuşulur, tartışılır durumda bildiğiniz üzere. Ancak yazar, üst düzey bir bürokrat ve soyut değil somut üzerinden açıklamalar yapmış. Yazar halen konferanslar vermektedir, fikirleri üzerine de tartışılır bir adam.
Siyasete ve günümüz küresel siyasetine ilgi duyanlar için okunabilir, katkısı olabilir..
Herkese iyi okumalar..