Sen olmasan da yaşardım. Yürürdüm, koşardım, hatta kafam azıcık güzelse bulutlara doğru uçardım. Belki geceyle gündüzü şaşırır, belki zaman kavramını unuturdum bir anda. Belki çok ağlar, belki fazla susardım. Belki bir yanım eksilir, diğer yanım kanar, ya da en fazla canım yanar, gözlerim dolardı. Ama gözlerimin kan çanağına döndüğü, izmaritlerin küllükten taştığı bir sabah unutuverirdim seni. Sigarama sarılır, ardında bıraktığın kırıklıklarımla sevişirdim. Ben sensiz de, hayalsiz de, umutsuz da, hatta nefessiz de yaşardım. Kelebekler nasıl yaşıyorsa, öyle yaşardım işte. Bir de ben kendimi böyle süslü cümlelerle çok güzel kandırır, en sonunda kafayı sıyırırdım. Kaldırdığım her kadehe biraz senden katıyorum ve gelmiş burda unutmaktan bahsediyorum, ne garip.