PinK

PinK
@skypiea
12 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
spinoza'ya göre her özel nesne ya da varlık, sonsuz maddenin yani Tanrı'nın bir değişikliğidir. O, kendisini bu düşüncenin ve bu kaplamın ayrıntılarında niteliklerinin her biriyle ifade eder. İlki, zaman ve mekanda maddi varlığıdır. İkincisi -canlı bir insan ya da hayvan durumunda- onun aklındadır. Ama Spinoza için aynı zamanda cansız maddi bir şey de 'bir Tanrı düşüncesi'dir, yani, o aynı derecede ikinci nitelikte vardır. Burada gözüpek evrensel canlılık düşüncesine rastlıyoruz, düşünce ilk kez değil, Batılı felsefe için bile değil. İkı bin yıl önce İyonyalı filozoflar ondan hylozoist adını elde ettiler.
Reklam
AN VE MASAL
Güneşin ve suyun tadıyla Uçunca bulutların tarlasına Orada gece yok Gece olmuyor uzaklarda Boynumda gümüş bir kafes Sadakatsiz bir cariye gibi Uzanıp kıvrıldım ayın ortasına O bir dede Ben bir tanrıça Günlerce uçtuk alacakaranlıkta Boynum ince Kalbim boş Sürdüm yüzümü ağaçlara Rüzgâra sürdüm gözlerimi acıyla Geçtiğim yollar Ve uçtuğum O gecesiz gökyüzü Bulutların tarlasında oturan Tanrı kadar yorgun Fısıldadılar: An ve masal An ve masal Bejan Matur
Yüzümdeki Kuyu'dan
sedeften bir tabuta işlendi, bir çocuğun gözlerine terkedilen kuyu. dokundum safirden bir avluya tutuşan gözlerimle, kimse görmedi. kimse görmedi bir kuyuya düştüğünü yüzümün. o son arzuda herkesin kollarını yılan çiçekleriyle açtığını,unuttuğunu kendini kendinde o son kelamda.acının sularında yıkandığını dilinin, her şeyin yakıldığını, her şeyin ve kalbinin. her şeyin bir nefeste varolduğunu unuttuğum vakitler, her şeyin kör bir rüyayla başladığını ve bittiğini her şeyin… kimse anlamıyor, ah, her şeyin kendinde bir sonbaharı var. dağları ve suları unutsam,dokunsam şimdi zamanına çocukluğumun, yeniden dönsem suya ya da çırılçıplak bir üşümeyle kendime. unutsam sesimi örneğin, kırılmış onca şeyin hürmetine sığınsam,sussam ve dinlesem o hikmeti, çocukluğum olur bırakmaz beni, üşüdükçe annem ve kandil. o büyük sırla döndüm kendimi acıttığım yeşil suya.her yeri yeniden yıkmalı, her şeyi yeniden,yeniden her şeyi öldürüp dönmeli o büyük sırra. nereye dönsem yüzümün acıyan kalbine akıyor, üşüdüğüm her sela. sonunda herkes,