Öleceğimi sandım ama ölmedim. Bir şekilde buna dayandım. Zira bastırılmış, korkunç, dayanılamaz olanın tam da onunla baş ekmeye hazır olduğumuzda su yüzüne çıkmasını sağlayan bir biçimde kurgulanmışız.
Bir insan ölmeksizin ne kadar paramparça olabiliyorsa, annemin o kadar paramparça olduğunu gördüm. O kadar mahvolmuştu ki, pek az insan tekrar ayağa kalkmayı becerebilirdi. Annemin, kendi hikayesiyle yaşamak için verdiği mücadeleyi gördüm. Annemin, biz çocuklarına aktarmamak için acısını içine attığını gördüm.
Başımı dik tuttum ve histerik, üzgün, yalvaran kurban bedenimi bir savaşçınınkine dönüştürdüm. Bacaklarım yere artık daha sağlam basıyordu. Bacaklarım beni daha güvenli taşıyordu. Göğsüm sıkılaşmıştı. İçimde pelteleşmiş, incinmiş, yumuşak ne varsa hepsi yok olmuştu.
Babam içten içe annemden ve tüm kadınlardan nefret ediyordu. Çünkü kadınlar onun eksiksiz denetiminden kaçıyorlardı. Çünkü babamın onlara fena halde ihtiyacı vardı. Zavallı babam…