Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir, kişiler girer çıkar, hepsi bu. Başlangıçlar da yoktur. Günler anlamsızca birbirine eklenir durur; sonu gelmez tekdüze bir ekleniştir bu.
İnsan hikayecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar; başına gelen her şeyi hikayelerin arasından görür, hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.
... içimde bir yığın ufacık başkalaşım birikir ve sonra günün birinde gerçek bir devrim ortaya çıkar. Hayatıma tutarsız, çelişkili bir görünüm veren de budur.