Sokağın neşesinin sanatın ciddiyetini kestiği bu yerde grafiti yazarları bir anda niteliği unutup nicelikle uğraşarak sadece yasaklanmış alanları olabildiğince çok ve hızlı bir şekilde "kirletme" oyunu oynarlar.
Başka bir ifadeyle başından beri grafitinin yasanın kutsal ilan ettiği mülkiyet haklarının alanına tecavüz olarak görülmesi -zira grafiti genelde metro trenleri, istasyonlar, çeşitli duvarlar, evler, terk edilmiş binalar, banklar, posta ve çöp kutulan vb. üzerine izinsiz olarak yapılır- onu kamusal suçlar kategorisine koymanın zeminini teşkil eder.
Gündelik yaşam oyunla ve oyunun içinde şekillenir. Bu olguyu hayatın rutin akışında gözlemlemek oldukça kolay. Karşılıklı bahisler, sözlü atışmalar, kurlaşmalar, blöfler, spor müsabakaları, sıkıcı bir işle uğraşırken uygulanan kendini oyalama teknikleri vb. buna verebileceğimiz pek çok örnekten sadece birkaçı.
Zira bir hayal kurma edimi yüzünü geçmişe dönebileceği gibi (Keşke ... olsaydı... ), geleceğe de çevirebilir (Şöyle şöyle olsa). Hiç olmayacak bir şeyleri kurabileceği gibi (Yağmurlar renkli yağsa), olabilecek ama hiç olmamış şeyleri de (Bir gün tüm dondurmalar bedava dağıtılsa) tasavvur edebilir.