Sırplar 180.000 müslüman nüfüslu Belgrad'ın üç yüz altmış camiden geriye kalan tek camisini yaktılar.Yapılışından üç yüz ön dört yıl sonra Bayraklı Cami'sinin yerinde bir kül yığını yükseliyor.
Kanamalı bir şehir, kendisine kan veren son iğneyi söküyor damarlarından.Küllerin içinde bir imam avazı çıktığı kadar bağırıyor:
"Duyuyor musunuz?Bir şehir son camisini kaybetti! Ölülerini başka şehirlere götürün Bayram namazı kılmayın.Bayram mı var! Cuma vakitleri alışveriş yapın çarşılarda!Nikahlarınızı kiliselerde tazeleyin!"
☆ ☆ ☆
Bu şehrin resmini yapan ressamlar, artık minare resmi yapamayacaklar!
Ama siz Belgrad Ormanları'nda piknik yapabilirsiniz.Hakkınız; bahar geldi çünkü.
Kitabın içeriğine bakmadan ismi ilgimi çekmiş idi.Okumaya başladığımda satırları canımı çok yaktı.Hâlen de öyle kitap bitti.Cümleleri noktayla sonlandırdık, fakat hâlen içeriğindeki acılar devam etmekte...Çocuk zulümleri, hayvan şiddetleri, kadın cinayetleri...Sürüp gitmekte kötülükler.Nasıl noktalanacak?Ne kadar daha böyle sürecek?
Bilmediğim bir dünyayı okudum bu kitapta.Yaşadığım dünya'nın kötülüklerini okudum.Meğer ne kadar da habersizmişim olanlardan.Adeta üzerimizde ölü toprağı var.Görmezden geliyoruz belki de!
Can alıcı gazete haberlerinden konu olarak yazılmış denemelerden oluşan bir kitap.Bizi yazıyor, acımızı yazıyor.Üzülmemiz gerektiğini ve birşeyler yapmamız gerektiğini anlatıyor.
Kitabı bitirdim ve kapattım kapağını.Kitap bitti ama yaşanılanlat bitmedi, uzun süre etkisinden çıkamayacağım gibi duruyor.Ama ne fayda ki, bende hayatın hoş esanslı kokusuna aldanıp iki gün sonra unutacağım olanları.Sebepsiz sökülen ağaçları, derileri için öldürülen tayları, öldürülen çocuk hayallerini...Ve onlarca belki de okumadığım yüzlerce binlerce kötülüğü.Elimden birşey gelmeli.Bu burda bitmemeli.
Gerçekten de makyaj yapan ölüleriz.Olanları bir fırçayla güzelleştiriyor örtpas ediyoruz birde tebessüm kondururyoruz üstüne.Ne âlâ!
Okunmalı!
Ve bir çözüm yolu bulunmalı!
Bulunmasa dahî görmezden gelinmemeli!