Artık her şeyi psikolojik, duygusal ya da “anlıyorum” kalıplarına sığdırmayı bırakmamız lazım.
Sanki hissetmeyi unuttuk da sadece mantıklı olmaya çalışan insan yığınlarına dönüştük.
Hep doğru, anlayışlı, kontrollü, hatasız olmaya çalışıyoruz. Ama bir yandan da hissizleşiyoruz.
“Kalbinin sesini dinle” kimsenin umurunda değil artık.
Herkes “mantıklıyım”, “önemliyim”, “değerliyim” demenin peşinde.
Evet, öyleyiz belki… Ama içimiz bomboş.
Sanki fabrika üretimi süs bebekleri gibi olduk.
Peki bizim kalplerimize ne oldu?