semanur kekeç

semanur kekeç
@smnrkkc
Tuz Gibi, Dağılırken
Bölündükçe zıtlığından kurtulacağını zanneden mıknatıslar gibi, Parçalanıp duruyoruz yüreğimizden. Parçalarımız yeniden kutuplaşıyor, Kavuşmaya kol açıyorlar. Kırıla kırıla daha güçlü birleş. En küçük parçada bile Kurtulmak istediği o zıtlığı gören zerrecikler, Gayretle kırılmaya devam eder. Gücünü aldığından kaçar da Farkına takılır durur. Kırılıverir her yanından; Biraz buradan, biraz şuradan derken Ufacık olur. Tuz taneleri gibi ufalanır da Zıtlığından arınamaz durur. Yeniden zıtlığına çekilir. Kavuşmak gücünü görür, Çağırır, toplar parçalarını. Bütününü bulur, Pusulasını tamir eder, Kara kara düşünür yönünü bulur. - S.K.
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Uçurumda Bir Cıvıltı
Uçurumun kıyısında, Uçukta adı bilinmez bir ağaç. Ölümle yaşam arasında gibi, Kökleriyle tutunmuş uçmamaya. Sonsuz uykuya direne direne, Dört mevsimi yaşamış; Dallarında karşılamış huzurunu. Cıvıldayan ağaç olur mu dersin? Dallarını, ölümüne en yakın yerinde Yuvaya çevirmiş; Yaşatma isteğiyle yaşamış, yaşamış. Kuşlar taşımış sevgilerini, En uzak diyarlardan cıvıldamışlar; Dünyayı anlatmışlar ağaca. Ağaç beklemiş umudunu. Kuşlar göçmüş, Ağacı unutmuş uçurumda. Ağaç beklemiş, Sonsuzluğa gitmeden son kez. Umudu köklerini koparmış; En uzaklardan toplamış köklerini, Bağlamış umutlarını Bir cıvıltıya. Umutlar, uçurumdan daha çok acıtmış ağacı. Dökmüş yapraklarını, Kurutmuş umudunu; Yaşama bağlandığı köklerini Çekmiş topraktan. -S.K.
Şiir
Derinlerde Bir Umut
Umut ışığımdın. Eski bir rüya gibi kaybolacağım. Üzülmek için yorgun yüreğim; İnsan üşüyor. Kalbinle tut ellerimi sıkıca. Bu karanlık dünyada kendime yarattığım ışık… Aramızda erişilmez bir uzaklık, Tutkulu kalplerimiz. Bir mikrop gibi kalbe girdi mi, Çürütür; kötülük dağılır etrafa, Önünü alamadığın tüm günahlar gibi. Sarı ışıklar altında gözlerimi yumuyorum. Unutmayı uyutmaya çalışıyorum; Rüyaları hatırda tutmaya… Yeminleri bozamaz mı sevda? Adımlayamaz mı abdallar gibi? Kalmaya kulaç atamaz mıyız ela okyanuslarda? Deli korsan gibi sevda yükü, Kovalar durur kaçtıkça. Zamanı fark ettirmeden gezdirir durur evreni; Tüm kapıları açar kapatır peşi sıra. Elipste öyledir ki, korsan peşimize çok yakın; Biz onun ardına çok uzağız. Kim kovalar, belli olmaz. Bazen sevda peşimizde koşar sanırız; Bazen uzaktan yetişmeye çalışırız. “Sevda nerede?” oynar dururuz. Öyledir ki, sobelenen kazanır bu kez. Dalgalar saklar günahları; Vurmaz gözyaşları gibi kıyılara,
Çarpışma
Koştuğum yollar, İnandığım masallar, Kısacık ömrüme meydan okuyan uzun saçlarım Islıklar çalan rüzgâr Ruhuma fısıldıyor. Bulutlar resme dönüşüyor, Pembe filler, kırlangıçlar… “Neye benziyor şu aradaki?” Biriktikçe grileşen bulutlar Dolup taştıkça Dökülüveriyor dertler üzerimize. Gamla, kederle yıkanıyoruz. “Ömür,” diyor büyükler, “Nerede başlar, nerede biter?” Bulutlar güneşi esir alıyor acıyla, Görünmek için haykırıyorlar. Birbirlerine çarpıp Işıklar saçıyorlar. Yarılıyor gök, çığlıklar atıyor, Duyulmayan bir bebek ağlaması gibi. “Öfke,” diyor çiçekçi zannımca, Kırılışlar Gözyaşlarıyla yıkandığında. Yağmur damlaları Kurşun gibi canımı yaktığında Anlıyorum; Sonu göremeyişime mahcup oluyorum. Son nedir? Başlangıç ne? Anlamsızlık karmaşasında
Şiir