Sadece olanı ve olmasını hayal ettiğimizi aktarırken seçtiğimiz sözcükler, renkler, şekiller gibi unsurlar, insanlığı, önce kendi içinde bireysel olarak sonra da dışında toplumsal olarak diğer insanlarla bağlayan bir ortak alan yaratır ve bu alanların kuralları önce onları öğrenene dek çok sert koşullar yaratırken bu öğrenme eğrisinin ilerisinde birdenbire aslında çok zor olduğuna inandığımız bazı şeylerin o kadar da zorlayıcı olmadığını görebiliriz, tabii bu sadece geçmişe dönük olarak gerçekleşiyor.
Bunun sorumluluğunu taşımaya karar verdiğinde yani "inanmadığım için başaramadım" diyebldiğinde koşulların senin ruh halini belirlemesini de engelliyorsun. İnanmana rağmen başaramadığında ise koşulların içinde inancından fazlasını görmene neden olan bir durumla ders alıyorsun.
Dışarıdan alınanla değil içeride üretilenle doygun olmak basit bir cümle ancak derin bir anlam. Ancak 'vazgeçebilme sınırları içinde' mutlu ve doygun olmak mümkün.