Sinem Turgut

İnsan güzelliğin sürgünüdür ve onu bulduğu her yerde sonsuzluk yankılanır. İçimizde hiç bitmeyen bir özlemdir ebediyet. Güzel olan her şey ebediyetten bir parmak bal çalar damağımıza. O yüzden belki de derdimize çare bir çiçektir.
Reklam
Her duygunun olduğu gibi sevginin ve saygının da yeterince farkına varılmadığında, kendisine bir türlü yol açamadığı durumda, iki kişi arasında düğümlenip kalmamasına hassasiyet gösterip dikkat etmek gerekirdi.
Sustuğunda kendi dilinden bile korunabilirdi insan. Evet, en çok da kendi dilinden. Çünkü karşılaşabileceğin en ağılı dil, öncelikle kendi dilindir. Sen, ağılı bir dil kadar tehlikeli bir şeye daha sahip değilsin çünkü bu dünyada.
Halbuki ne kadar önem veririz hikayelerimize ve bir o kadar da ihmal ederiz onları, hatta sahip bile çıkamayız çoğu zaman. İhmal ederiz, çarçur ederiz kendi ellerimizle. Halbuki bir hikayesi olmayan, geriye bir hikayesi kalmayan insan olur mu hiç? Olmaz, hikayesinin farkında olmasa bile bir hikayesi vardır, mutlaka vardır.
Hepimizin bir hikayesi vardı ve bu hikayeyi isabetli isabetsiz, doğru yanlış böyle kurmuyor muyduk? El yordamıyla yani. Sonra da hikayelerimiz birbirine, yine böyle çoğu birer sanıdan ibaret olan zayıf bağlarla bağlanmıyor mu? Kuş yuvası gibi.