Sosyologlar ve psikologlar,anket yapıp araştıra dursunlar;kömürün fiyatından haberi olmayan zenginlerle bedava kömür almak için çırpınan insanların neden mutsuz huzursuz olduklarını..
Palyaço bir meslek değil! Palyaço bir topluluğun reklam yüzü... Dinin toplumları köleleştirişine, insanların sorgulamadan kabul edişlerine, bu kabulleri yüzünden vicdanlarının seslerini kulak arkası edişlerine, insanlıktan çıkışlarına karşı gelen bir topluluğun reklam yüzü.Yorumuma bu güzel alıntı ile başlamak istedim..
Palyaço, dinin kurallarını toplumun kuralları olarak dayatmaya karşı bir eleştiri olarak okunabilir kuşkusuz. Böll, laik bir toplumda din kurallarına göre yaşanmasının dayatılamayacağını, neyin ahlaki neyin ahlaksız olduğuna Katolik Kilisesi’nin yöneticilerinin karar veremeyeceklerini savunuyor.
Palyaço anlatımı ile de başarılı bir eser. Din, toplumun dayatttığı yaşama biçimi gibi konularda Thomas Bernhard’ı hatırlatacak şiddette ve acıtıcı bir dili olmasına rağmen Hans’ın düştüğü durumu yansıtırken yaptığı betimlemelerdeki hüzün tonuyla Bernhard’dan farklı. Geriye dönüşlerle kurulan anlatım kurgu açısından da oldukça başarılı. Hans’ın sevgilisi tarafından terk edilmiş, beş parasız, sakat ve umudunu yitirmiş bir Palyaço haline gelişini merak unsurunu hiç düşürmeden, edebi tadını kaybetmeden anlatıyor Böll.
Heinrich Böll’ün “Palyaço” adlı romanında da birçok kez işaret edildiği üzere, sadece siyasette değil, toplumsal hayatın birçok alanında içten içe, farklı tezahürlerle kendini gösteren güçlü bir Alman“milliyetçiliği”nin doğmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Marksist bir bakış açısıyla, kapitalizmin emperyalist aşamaya ulaşmasının zorunlu bir sonucu olarak değerlendirilen Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarına, bu savaşların başat aktörü olan Almanya açısından, onun sözü edilen bu tarihsel özgünlüğünü de hesaba katarak yaklaşmak önemlidir. Ayrıca böyle bir yaklaşım, Böll’ün söz konusu romanına konu olan kişilerin içine doğdukları toplumsal ilişkilerin
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,915 okunma