Sosyalist hareket kabaca, millileştirme hedefleriyle paralel olarak, Fransız sosyalizmi ve İngiliz işçi hareketi içinde, 1980 lere haka çok güçlü olduğunu gördüğümüz, özel şirketlerde devlet mülkiyetine odaklanılması ortak yönetim veya özyönetim kadar vergilendirme hakkında düşünmesini de engelleme eğiliminde olmuştur. Kapitalizmin aşılmasının tek yolunun devletin merkezileşmesi olduğuna duyulan inanç, tıpkı şirketlerin kendi içindeki yetki paylaşımı ve oyn hakkı bölüşümü sorunu gibi, bazen vergi oranları ve dilimleri sorununun yeterince ciddiye alınmamasına yol açtı
Neticede Fransız Devrimi soylular ve ruhban sınıfının ayrıcalıklarına son veren ama katı bir biçimde nispi olan kademelilik iddiasına sırtını dönen bir vergi sistemi kurdu. Kamu borcu istisnai vergilendirmelerden ziyade 1797 de çıkarılan üçtr ikinin iflası kararnamesi ve devrimci hükümetin çıkardığı kağıt para yüksek enflasyonla ciddi anlamda azaldı ve böylece Fransız devletinin 1815 te çok az borcu kalmıştı.
Yabancı varlıkların kamulaştırılması, 20. Yüzyılın ilk yarısı boyunca dünyanın politik ve ideolojik bakımdan nasıl altüst olduğunu mükemmel bir biçimde gözler önüne serer.