• Çocuklarımızın sokak hayvanları için yazdığı kod sayesinde Vodafone Zeytinburnu İstasyon Mağazası önündeki mama kabı hiç boş kalmayacak! En yakın dostlarımızın doyması için destek sırası sizde. #BuMamaBenden diyerek bu iyiliğin bir parçası olun!

    Vodafone Vakfı

    Tek yapmamız gereken tweet atmak ya da RT yapmak.
  • Heyy Twitter kullanıcıları size sesleniyorum.

    Türkiye Vodafone Vakfı Yarını Kodlayanlar projesi çoçukları , sokak hayvanlarına tweet ile çalışan bir mama makinesi yaptı.
    http://vftr.co/bumamabenden

    “Çocuklarımızın sokak hayvanları için yazdığı kod sayesinde Vodafone Zeytinburnu İstasyon Mağazası önündeki mama kabı hiç boş kalmayacak! En yakın dostlarımızın doyması için destek sırası sizde. #BuMamaBenden diyerek bu iyiliğin bir parçası olun! “

    Eğer güzel bir destek alırlarsa bu uygulama Türkiye geneline yayılabilir. Hiçbir ücret, zahmet gerektirmeden sadece #BuMamaBenden etiketiyle attığınız her Tweet ve RT akıllı kod sayesinde sokaktaki canlılara mama olarak dönüyor. Elimizden düşürmediğimiz telefonlarımız bir işe yarasın.
    Lütfen destek verelim.
  • Çocuklarımızın sokak hayvanları için yazdığı kod sayesinde Vodafone Zeytinburnu İstasyon Mağazası önündeki mama kabı hiç boş kalmayacak! En yakın dostlarımızın doyması için destek sırası sizde. #BuMamaBenden diyerek bu iyiliğin bir parçası olun!

    *Paylaşalım lütfen mama kapları boş kalmasın*

    Turkiye Vodafone Vakfi Yarini Kodlayanlar projesi cocuklari, sokak hayvanlarina tweet ile calisan bir mama makinesi yapti. http://vftr.co/bumamabenden
  • Bu adamın ( Günday yani,bu adam derken saygısızlık olarak algılamayın lütfen,okuduğum her eserinde biraz daha yaklaşıyor,biraz daha samimi oluyor,biraz daha arkadaş olarak görünüyor gözüme ) yazdığı her kitap beni şaşırtmaya,kendisine hayran bırakmaya devam ediyor.

    Kim ne düşünürse düşünsün yazdığı her kitap benim için yazılmış gibi değerli ve öğretici.

    Hakan Günday'la birlikte dolaşmadığım sokak,tanımadığım serseri,öğrenmediğim düşünce yapısı ve hayret etmediğim psikolojik tesbit kalmıyor,birikiyor,sanki Dante'nin Cehennem İlliüstrasyonu gibi kat kat yükselmeye devam ediyor.

    Günday kendisinin ve benim düşüncelerimin anarşisti,aykırı ama peşinden gidilesi adamı olmaya da devam edecek.

    Küçücük bir HİÇ'i koskoca müthiş lezzetli bir romana çevirip gözümüze ve gönlümüze sokan bir yetenek.Günday yazmaya devam ettiği müddetçe benim isyanım,asiliğim,uyanıklığım,öğrenme ve görme arzum katlanarak artacak.

    Hakan Günday'ı hepimiz az çok tanırız eserlerinin hangi sınıfa girdiğine ben hala karar verememiş olsam da (edebiyat ötesi olarak adlandırıyorum kendimce) okumaya hep devam edeceğim,çünkü bu tür yazar ve kitaplara açlığım okudukça artıyor.

    PİÇ romanı yine Psikolojik etkileri ile ön planda,yine derin karakter analizleri var.Bu eserde de yine hepimizin bildiği,gördüğü,çok yakınlarımızda şahit olduğumuz,belki de yaşadığımız hayatları irdeleyerek analiz etmemizi sağlıyor.Emin olun o 4 piç'in hayatı,düşünceleri,başlarından geçenleri okurken yine kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

    Bu romanda diğer eserleri gibi büyük bir ustalıkla,cümle cambazlığı ile adeta eşsiz bir toplum ve karakter analiz kitabı.Psikoloji,sosyoloji aklınıza toplum ve insanla ilgili hangi bilim dalı gelirse içinde barındıran,ama bir o kadar da basit görünen ancak yazılması okunması kadar kolay olmayan bir eser.

    Bu adam neyin nasıl tahsilini gördü ki,herkesin bildiği olayları,karakterleri,hayatları sanki hiç haberimiz yokmuş,hiç duymamışız,görmemişiz gibi analiz edip düşüncelerimizi dürte dürte yazıp yaşatırcasına bizlere sunabiliyor?Nasıl bir beyin yapısı,nasıl bir zekası var anlamıyorum.


    Günday bazı okur arkadaşlarımız için aykırı gelebilir ama hayatın birebir kendisini yazan,senin benim görmek ve düşünmek istemediğimiz ayrıntılarını büyük bir ustalıkla kaleme döken,bizi düşünmeye,sorgulamaya,merak etmeye iten zamane ve düşünce anarşisti.iyi ki varsın Günday ve iyi ki yazıyorsun.


    Bu Günday incelemesi benim için son,bir daha Günday kitabına inceleme yazmayacağım.Her okuduğum Günday kitabını bitirip arka kapağı kapadığımda yüzü gözlerimin önüne geliyor,adeta pis pis sırıtarak 'Okudun mu bu konuda daha önce böylesini?'diye sorduğunu duyabiliyorum ve hemen düşünmeye başlıyorum.Yokki Abi!Yok O konuda böyle yazan,gelmiyor aklıma.Var mı sizin tanıdığınız,bildiğiniz bir yazar Günday gibi?Çıkarayım şunun karşısına dövüştürelim(aksiyon olur en azından )

    BU SON GÜNDAY İNCELEMESİ! (Umarım....)


    Alıntı :

    Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır.
    Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve
    şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır:
    insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve iki
    cephelerinde hayatlar gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir.Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken ilk siperdir. Dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların ayakta kalmasına bağlıdır. Elleri alçılı duvar ustalarından elleri paralı bankacılara kadar, duvarlar dünya nüfusunu gölgelerinde gizler. Ancak duvarın hangi tarafında olunduğuysa, hayat tarzını belirler. Geceyi sokakta geçirenlerse duvarların, dolayısıyla
    medeniyetin dışındadır. Çöp torbalarıyla aynı kaldırımda uyuyanlar duvarları delmek isteyenlerdir. Asla yıkmanın değil, ancak sadece geçebilecekleri kadar bir delik açmanın peşinde olan organik matkaplardır. Çünkü ister Sao Paulo'nun gecekondularında, ister Koumbala'nın ormanında, isterse de Malaga'nın sahilinde yaşasın, her insanın bir duvara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın devamı ise pencerelerdir. Duvarın diğer tarafındakileri izlemek için inşa edilmiş saydam duvarlar.
  • Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte sokakta yaşayan hayvanlar aç ve susuz kalabiliyor.Bunun sorumlusu bizleriz,doymak bilmeyen doyumsuzluğumuz.Sadece bir buhar parçasındaki küçücük bir noktanın içindeki varlıklar olmamıza rağmen zararımız çok büyük.Lütfen edebiyata aşkla bakan biz 1000k okurları olarak kendi bulunduğumuz semte veya siteye,mahalleye hiç olmazsa sokak hayvanları için yiyecek,süt ve su koyalım.Hayvanların ölmesini birebir ya da haberlerde izleyerek görmeye yüreğiniz dayanıyor mu? Benim açıkçası dayanmıyor.
  • Sokak hayvanları kavrımını hayatlarına soktuktan sonra insanlar bir daha mutlu olamadılar.