• "Yaşamak bir sokak lambası gibi
    Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki 
    Tek bir damla tek bir ses gibi 
    Aklıma düşüyor "
  • Yaşamak bir sokak lambası gibi..
    Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki..

    Cahit Zarifoğlu
  • Yaşamak bir sokak lambası gibi
    Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki
    Tek bir damla tek bir ses gibi
  • Rüyaları zorluyor, kabus oluyorsun...
    Kimsin sen?...
    Nasıl bir mecburiyetsin, hayatımın orta yerine düşen!...
    Nikotin den illet...
    Su misali, şekilsiz, reksiz, tatsız...
    Gayriihtiyari, her köşe başında aldığım soluk...
    Kendi başına bir sokak lambası, sönük...
    Yarım yamalak, kaldırım taşları...
    Kör noktası gecenin...
    En sert rüzgar...
    Bir çiğ damlası...
    Yegâne ay ışığı...
    Nesin sen!?...

    Mehmet Ali Aydemir
  • Yoktur kapısının ahenkli zili,
    Zemininde gül desenli kilimi,
    Duyduğu hocanın ezan sesi,
    Kaldırımlardır kimi kimsesi.
    Güneş çekince kendinden elini,
    Varı yoğudur artık ayın gölgesi,
    Çekip gidenlerin çıplak ensesi,
    Bir de kedi ve köpeklerin sesi.
    Buruk gözler uykuya yenik düşünce,
    Sokaklar ağlar hep kimsesizliğine,
    Ilık rüzgarlar essin ne olur sessizce,
    Yaprak eşlik etsin raksedercesine.
    Gözdür sokak lambası kara gecelere,
    Rakiptir ay ışığının o eşsiz güzelliğine,
    Şahittir camlara akseden hüzünlere,
    Hasrettir bir daha hiç dönmeyeceklere.
    Aşk Aşka Karşı-Aysel Aksümer
  • Serinin üçüncü kitabını da bitirdiğime göre korku öykücülüğü konusunda iyi kötü fikir beyan edebilecek kadar bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum. Bu kitabı okurken daha üçüncü öyküde yorumuma yazmaya karar verdiğim bir şey oldu. O da, hikayelerin Türk öykücülüğü açısından oldukça başarılı olsa da korku öğesince epey eksik kalmasıydı. Elbette bu sözlerimi meclis dışına taşıyan öyküler de vardı; Mehmet Berk Yaltırık'ın Cazı Nene'si, Ali Yeniay'ın Karakura'sı ve Murat Baykan'ın Yaşbaz'ı. Bu üç öykü, bana göre kitabın hakkını adıyla sanıyla verdi. Seriye genel bir bakış atacak olursam, birinci kitaptaki hikayeleri asla unutamayacakmışım gibi geliyor. İkinci kitabı birkaç gün önce okumuş olmama rağmen neredeyse hiçbir hikayeyi hatırlamıyorum maalesef. Bu kitaptan da yukarıda yazdığım üç hikaye aklımı uzun süre meşgul edecek gibi duruyor. Bu ilginç antolojinin, çocukluğunda mahalleden arkadaşlarıyla toplanıp gecenin bir vakti sokak lambası altında korku hikayeleri anlatan bizim gibi bir neslin evinde bulunması gerekir kanaatindeyim. =)
  • Neden hiç evlenmedin abi?
    + Tüm sevdamı bir kişi için harcadım ben . İyi niyetimi , güvenimi , kalbimi, her şeyimi bir kişi uğruna kaybettim ben .
    - Kimdi abi o? Neden bitti?
    + Nazlı . Nazlı bizim mahallenin en güzel kızıydı. Bizim de fiyakamız vardı hani. İlk okula gidiyordum o bizim mahalleye taşındığında . Bizim karşı evde oturuyorlardı , odalarımız karşılıklıydı . Akşamları sokakta maç yaparken odasının camından bizi izlerdi. Gel zaman git zaman derken tanıştık okula beraber gider gelir olurduk. Akşamları okul çıkışında onu beklerdim okulun kapısında. Öyle güzeldi ki onu beklemek. Bir akşam okul çıkışı eve dönüyoruz sokakta kimse yok hava kararmış elini tuttum yavaşça. Çekmedi elini . O da beni seviyordu. Tam 8 yıl. 8 yıl devirdik nazlıyla . Evlenecektik. Çocuklarımızın adı bile hazırdı. Onun için kaç kere kavga ettim. Lise de ayrılmıştı yollarımız. O zeki kızdı. Bende meslek liseli olmuştum. Lise bitince kendi aramızda söz kestik. Diğer yaza da evlenecektik. Bi akşam mesaj attı erken uyuyacağını söyledi şaşırdım. Erken uyumazdı. Hastayım dedi . Hastaneye götüreyim dedim istemedi. O gece uyuyamadım. Sevdiğim hastaydı oturdum balkona bir sigara , iki sigara derken ikinci paketi devirdim sabahı beklerken. Saat 4,30 civarıydı bi ara lambası açıldı kapandı annesi kontrol ediyor sandım. 5 gibi de sokağın başında fiyakalı bir araba belirdi. Noluyor demeye kalmadan nazlı belirdi sokak kapısında . Elinde ufak bir çantayla . Kafasını yukarı kaldırdı göz göze geldik. O sırada çocuk geldi nazlının elini tutup elindeki çantayı aldı . Nazlı diye bağırmışım . Noluyor kim o çocuk. Öylece kaldı . Tek kelime etmedi . Mahalleli ayaklandı sesime. Çocuk nazlının elini tutup hadi derken nazlı tek bir şey dedi. ’ Affet Şahin ’ ..
    Tek bir şey hatırlıyorum sonrasına dair ‘yetişin şahin ölüyor..’
    Balkondan aşağı düşmüşüm. Nazlı ise arabaya binip gitmiş..
    Hastaneden eve geldiğimde biri bizim duvara ‘şahin ölüyor 5:28’ yazmış. Hiç boyamadım duvarı . Hala durur o yazı orda.
    Tam 5 yıl 8 ay 3 gün oluyor o gideli. Evlenmiş . Bir de kızı olmuş..