bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır. ama fesat ya da sadece kayıtsız kadınlara, bizi üzen zalim dostlara daha da çok minnet duyalım. onlar şimdi tanınmaz enkazlarla kaplı kalbimizi kasıp kavurmuş, ağaçların gövdelerini kökleyip narin dallarını parçalamış, ama tahripkar bir rüzgar misali, aynı zamanda hasadı belirsiz iyi tohumlar da ekmişlerdir.
aşk ise, yine üzerimize sonsuz gizemi ve hüznüyle bir güneş gibi doğmuş olan aşk, ızdırabımızın karşısına garip ve derin ufkunun bir bölümünü, efsunlu yalnızlığının bir kısmını koyacaktır…
zaten hayatta birçok kez birini sevmeye başladığımızda, o sırada onun haricindeki bütün kadınlara karşı ne kadar kayıtsızsak, zamanı geldiğinde düşüncesi bize hayat veren kadına da o kadar kayıtsız kalacağımızı tecrübemiz ve sağgörümüz sayesinde- aşkının ebedi olduğu duygusuyla, daha doğrusu yanılgısıyla dolu olan kalbimizin itirazlarına rağmen- biliriz… adını duyduğumuzda sancılı bir haz yaşayamayacağımızı, el yazısını gördüğümüzde ürpermeyeceğimizi, onunla heyecanlanmadan buluşacağımızı, hezeyana kapılmadan ona sahip olacağımızı biliriz. o zaman bu su götürmez öngörü, onu sonsuza dek seveceğimiz yolundaki saçma ve güçlü önseziye rağmen bizi ağlatacaktır; aşk ise, yine üzerimize sonsuz gizemi ve hüznüyle bir güneş gibi doğmuş olan aşk, ızdırabımızın karşısına garip ve derin ufkunun bir bölümünü, efsunlu yalnızlığının bir kısmını koyacaktır…