Freud'un sözünü ettiği somatik zevk bedeni etkileyen sembolik etkisinin bir sonucudur. İnsan kimi zaman farkında olmadan bol bol acı üretir ve böyle davranmadığı takdirde yaşaması mümkün değildir: Çocukluk döneminden ya da başka bir dönemden kalma hiç bitmeyen bir borcu ödemek için ya da acının geçer akçe olduğu bir ilişkiler sistemi içinde yerini alabilmek için. Bu durumda acı bireyin bir gerçeklik güvencesi, başkalarına ve kendi yakınlarına verdiği bir içtenlik işaretidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Beden acıdır çünkü acının yeridir; duyular, objeler, algılar acıdır çünkü acıya götürürler; zevk de acıdır çünkü arkasından acı gelir" diyor Anirudha.
Acıdan kurtulmak için intihar etmek ya da acılarla felç olmuş bir hastaya ötanazi uygulamak Müslüman anlayışına yabancıdır. Ülseri olan bir adam intihar eder. Tanrı şöyle buyurur bu konuyla ilgili olarak: "Kulum kendi yaşamıyla ilgili olarak benim önüme geçmiştir. Bilsin ki cennete giremeyecektir"
1853'te, Kraliçe Victoria ikinci çocuğunu doğururken kendisinin kloroform verilerek uyutulmasını istemiştir ve bu yöntemin uygulandığı ilk kadınlardan biridir. Üçüncü çocuğunu doğururken de aynı yöntemle anestezi uygulanmıştır kendisine. Ve Hristiyan buyruğuna rağmen yapılmıştır bu uygulama: "Acı çekerek doğuracaksın"
Eyüp gibi İsa da çarmıhta sıradan bir insan durumuna düşmüştür; kırılgan ve acılı, geçici zaafları olabilen, birdenbire Tanrı'nın artık arkasında olmadığını sanarak dehşete düşmüş bir insan... İsa Golgotha'da acılarını ve ölüm korkularını dile getirir: "Tanrım, Tanrım! Niçin yüzüstü bıraktın beni?"