Bir Yudum Kitap
İnsan ne vakit yaşamı sorgulasa ekseriyetle içinden çıkamaz. Olur da çıkarsa, düşüncelere boğulan geceler şairler doğurur. Güzeller güzeli Füruğ, "Kuş ölür, sen uçuşu hatırla." der. Öyleyse geriye bir uçuş kalmalı sevgili okur. Geriye yazdığımız sözcükler, bir yudum kitap, bir umut kalsın derdimiz. İz bırakmaktan gayri yok gayemiz. Var olun.


Intizar Husain - Basti
Çevirmen: Müge Günay, İletişim Yayınları, s.160-162

Bu şehirde karşıdan karşıya geçmek artık hiç zor değil. Savaşın ilk sabahı karşıya geçerken nasıl zorlanmıştım! Ama sonra trafikteki o telaş ne çabuk yatıştı. Günler geçtikçe yoğunluk azalmaya devam etti. Motor taksilerin gürültüsü, insanların bağırış çağırışları ne kadar azaldı. Bazen şehirde kalan tek ulaşım aracı, bir caddeden diğerine eski düzeninde ilerleyen otobüslermiş gibi geliyor — tek fark yolcuların artık basamaklara asılarak ya da koridorda dikilerek yolculuk etmiyor olması. Birkaç yolcu, bir sürü koltuk. Otobüs durakları bile kalabalık değil artık. Hava saldırısı sireni duyulduğunda ve trafik polisleri düdüklerini çalarak yolun ortasına geldiğinde araçlar yolun iki tarafına diziliyor. Böyle zamanlarda sanki şehirde yalnızca taksiler ve motor taksiler hala çalışıyor.
Akşam olup düdükler sokağa çıkma yasağını ilan edince eve döndüğümde Ammi bana şehirdeki haberleri soruyor ve mahallede olanlardan bahsediyor: bugün şu şu aile şu şu şehre gitti. Her sabah Khvajah Sahib kapıyı çalıyor, geçip misafir odasına kuruluyor, nargilesini içerken yeni zafer söylentilerini aktarıyor; ve her gün mahallede bir evin kapı-sına daha kilit vuruluyor. Ammi de bu gidenler üzerine her gün yorum yapıyor.
Bugün daha bir endişeliydi Ammi. "Ai hai, mahallede yalnız biz mi kalacağız?''
''Zakir'in anısı,'' dedi Abba Jan ciddi bir sesle, ''Ölüm heryerde. Insan ondan kaçmak için nereye gidebilir? Peygamberimizin dediği gibi, ölümden kaçanlar tam da ölüme doğru koşarlar.''
Abba Jan'a hayretle baktım. Rupnagar'da veba yayıldığında, da, insanlar evlerini bırakıp şehri terk ettiğinde de Bi Amma'ya aynen bunu söylemişti.
O dönem iki misafirimiz veda etmişti evimize. Bahçemizde bir guava ağacı vardı. Bir çift bülbül, havalar iyiyken bu ağacı yaydığı hoş kokudan takip edip bulmuş ve içine yerleşip yuva yapmıştı. Ammi çok kızmıştı bu bülbüllere. ''Ah o sefiller, mahvediyorlar guavaları! Olgunlaşmaya başladıkları anda gagalarını içine daldırıyorlar. En azından bir guavanın doğru düzgün olgunlaşmasına izin verseler!"
''Ammi, kuşların da ağaçlardan gelen, yiyeceklerde payı var.''
" Ammi ters ters baktı. "Aman ne güzel, bütün işi biz yapalım kuşlar da yesin sadece!"
Peki o bülbüller nerede şimdi? Savaşın ilk sabahı ikisi beraber uçup gelmiş guava ağacına yerleşmişti. Gagaları, şevkle ve iştahla olgunlaşmış guavaları keşfediyordu — tam o sıradada üstlerinden korkunç bir gürültüyle bir uçak geçti. İkisinin de ödü koptu, guavaları bırakıp kaçtılar hemen.
Şimdi ağacımız olgunlaşmış guavalarla dolu. Ammi her gün onları toplayıp salata yapıyor. Artık hiçbirinin üstünde gaga izi yok. Evimizin o misafirleri, yemeğimizi paylaşanlar, yok artık.
Bugün Şiraz'dan çıkarken akşam oluyordu. Çayımdan son yudumumu alıp çıktığımda, sokağa çıkma yasağının başlamasına çok az bir süre kalmıştı. Dışarda herkes koşuşturma içindeydi. Araçlar son sürat ilerliyordu. Otomobiller, at arabaları, motorsikletler, taksiler, motor taksiler. Sanki az önce sinema dağılmış gibi bir tür hengame yaşanıyordu. Hayret içinde kaldım. Bütün gün boştu caddeler. Şimdi nereden çıktı bu taşıt seli? Hangi görünmez caddelerde dolaşıyorlardı da birden Mall Caddesi'ne doluştular?
Geçen motor taksilere seslendim fakat hiç biri duymadı beni, boş olmalarına ramen hiçbiri durmadı. Trafik sıkıştığında bir tanesi yanımda durakladı. Şoförden beni almasını rica ettiğimde ''Baghbanpura'ya gideceksen götüreyim,'' dedi.
''Neden Baghbanpura?''
''Çünkü eve gitmem gerekiyor ve siren çalmak üzere.''
Sonra vasıta bulmak için daha fazla vakit harcamanın faydası olmayacak diye düşündüm. O saatte herkes kendini kurtarmaya çalışıyordu. Yürüyerek gitmem daha iyi olur, belki yolda o yöne giden bir motor taksi bulurum ya da arabayla geçen iyi kalpli biri nezaket gösterir, beni arabasına alır.

Sevda Kısrık, bir alıntı ekledi.
 15 saat önce · Kitabı okuyor

Ah, bu insan yüzleri!. Her şeyimizi bağladığımız, durmadan yanıldığımız, istediğimiz kadar bol hasletler, adilikler, iyilikler, kötülükler, delilikler, akıllılıklar, sevdalar yüklediğimiz insan yüzleri! Yanılsak da zararı yok! Bu yüze olmazsa ötekine yükleriz saydıklarımızı.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Şeyda Altındal, bir alıntı ekledi.
Dün 13:50 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yalnızsın
Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü,
Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü,
Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin,
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin,
Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar,
Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar,
Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan,
İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan,
Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini,
Gecenin kolları sessizce yakalar seni,
Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını,
Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını.

Yağmur, Nurullah GençYağmur, Nurullah Genç
Düzensiz Şiir, bir alıntı ekledi.
Dün 10:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Martılar geliyor, karabataklar gidiyor. Akşam büyük bir vaveyla İçinde vahşi, kırmızı dalgalar esmer kayaları dövüyor.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 77)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 77)
Düzensiz Şiir, bir alıntı ekledi.
19 Eyl 21:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Boğaziçi'nde mehtap, Çamlıca'da gurup insanoğluna ölümü de arada bir hatırlatır.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 45)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 45)
Düzensiz Şiir, bir alıntı ekledi.
19 Eyl 19:54 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tabiat bir Van Gogh dehasıyla önümüze çizilivermişti.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 41)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 41)
cansu, Son Kuşlar'ı inceledi.
18 Eyl 21:57 · Kitabı okudu · 20 günde · Puan vermedi

Sait Faik, sıradan durumlari etkileyici bir betimlemeyle sunmuş. Kitap kıssadan hisse özelliği taşımamak ile birlikte günlük dilde yazılmış. Sıradan hayatı okuyucuyu yormadan anlatmıştır.

Düzensiz Şiir, bir alıntı ekledi.
18 Eyl 11:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir yaz gecesi, bir cumartesi akşamı, bir sayfiye yeri; ılık mı ılık, yıldızlı mı yıldızlı, durgun mu durgun.

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 89)Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 89)