Elveda Demeden Önce, sadece bir roman değil; insanın içinde yıllarca taşıdığı yarım kalmış cümlelerin, söylenemeyen sözlerin ve kaçırılmış fırsatların hikâyesi. Kitabı okurken zaman zaman karakterleri değil, kendi hayatımı düşündüm. Çünkü hepimizin içinde keşke dediği bir an, yeniden konuşmak istediği bir insan ya da yarım kalmış bir vedası vardır.
Toshikazu Kawaguchi sade bir dille çok güçlü duygular anlatmayı başarıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu. Gösterişli cümleler kurmadan insanın kalbine dokunuyor. Her hikâyede farklı bir hayatla karşılaşsak da ortak nokta aynı: İnsan bazen geçmişi değiştirmek istemez, sadece içindeki yükü hafifletmek ister.
Kitap bana, bazı insanların hayatımızdan gitse bile bıraktıkları izlerin kolay silinmediğini hatırlattı. Geçmişe dönme şansımız olmasa da, bazı duygularla yüzleşmenin insanı özgürleştirebileceğini gösterdi.
Yavaş ilerleyen ama hissettirdikleri uzun süre akılda kalan bir kitaptı. Son sayfayı kapattığımda içimde hafif bir hüzün ve garip bir huzur kaldı.
Son söz:
“Bazen bir insana veda etmekten daha zor olan şey, ona söyleyemediklerinle yaşamaktır. Elveda Demeden Önce, tam da bu sessiz yükün hikâyesi.”