Buralarda yaşamak zordu. İklimi yaz kış
sertti, birbiriyle kaynaşmış aileler bencil mi
bencildi, dünyayla hiçbir bağları yoktu. Buralardan kaçıp gitme arzusuyla ölçüsüz bir tutarsızlık içinde hırs küpü olmuşlardı.
Bir insanın kişiliğinin gerçekten olağanüstü
yönlerini anlayabilmek için eylemlerini uzun
yıllar boyunca izleyebilme şansına sahip olmak gerekir. Kişinin eylemleri bencillikten tamamıyla arınmışsa, onu eyleme yönlendiren itki eşsiz bir yücegönüllülük örneğiyse, hiçbir ödül beklemediği kesinse ve dahası yeryüzünde silinmeyecek izler bırakmışsa, işte o vakit gerçekten de, hataya yer bırakmayacak bir kesinlikle
unutulmaz bir insandan bahsediyoruz
demektir.
resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim,
resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.
Ah Muhsin Ünlü
youtu.be/Bp-DFYaGaCc?si=...
Mösyö İbrahim ve Kur’an Çiçekleri, Yahudi bir çocuk ve Arap bir bakkal arasında geçen bir öyküdür. Paris’in arka sokaklarında, 11 yaşındaki Moise’nin masumiyetini yitirmesiyle başlar. Babası ona paranın eksik olduğunu söyler ve imada bulunur. Moise de, “Madem çaldığımdan şüphe ediyordu, o halde çalacaktım.” der. Baskıcı ve otoriter babasının kendisine biçtiği haksız rolü pasifçe kabul eder.
Kısa ve akıcı olan bu kitapta Moise hep tek başınadır ve hayali bir abiyle kıyaslanmaktadır. Mavi Sokak’ta, kırk yıldan fazla süredir Yahudi Sokağı’nın Arap’ı olan Mösyö İbrahim ile samimiyetinin ilerlemesinin nedeni de babasının ona biçtiği roldür. Burada “Her kötü şeyin içinde bir güzellik vardır.” ya da “Vardır bir hayır.” diyerek yorum yapılabilir.
Moise, İbrahim’in aslında Arap olmadığını öğrenir. Zaten yazar, Arap’ı şu şekilde açıklar: “Arap demek Momo, sabahın sekizinden gece yarısına kadar, pazar günü dahil açık bakkal demektir.”
Mösyö İbrahim, bakkalında çok hareket etmeyen, pos bıyıklı, ince dişli biridir. Moise ile Mösyö İbrahim’in arası, bir yıldızın bakkala gelip su almasıyla güçlenir. Mösyö İbrahim yıldızdan suyu olması gerekenden pahalıya fiyata satar. Moise bu durumu söyleyince, Mösyö İbrahim bunun Moise’nin arakladığı konserveleri sübvanse ettiğini söyler ve o gün arkadaş olurlar.
Mösyö İbrahim, babasının aksine gayet sevecen bir adamdır. İlk başta Moise’ye birey olmayı, sosyal hayattaki yolunda rehberlik etmeyi öğretir. Ona gülmeyi öğretir. Bunu dogmatik, baskıcı bir dille ya da ayetlerle yapmaz. “Her ayet bir çiçektir.” Bakkal adeta bir dergâh olur.
Sufilik, Moise’ye yeni bir kimlik kazandırır. “Bir toz tanesinden bugüne kadar kat ettiğin yolu gözünde canlandırabiliyor musun? Daha sonra bu insanlık hâlini de geçtiğinde bir melek olacaksın.” Bu kitap,