• "
    Ben ölürüm adamım, şöyle ya da böyle

    Dünyaya bir soru işareti daha çakmak için

    Yeri göğü inleten Tanrım

    Eğer varsan söyle, cenaze namazımı kılayım.. "
  • Favorilerimin arasında yerini aldığını söyleyerek yorumuma başlayayım. Öncelikle Cehennem Makineleri serisi yazarın daha önceki Ölümcül Oyuncaklar serisiyle bağlantılı diyebilirim. İkisi de Gölge Avcısı dünyasını ve bazı ortak karakterleri barındırıyor. Ölümcül Oyuncaklar serisinin 4.kitabını okurken sürekli eskiye gönderme vardı yani Cehennem Makineleri serisinde ki karakterlere ve olaylara. Baktım böyle olmayacak ben de Ölümcül Oyuncakları bitirmeden bu seriye geçtim. İyi ki de öyle yapmışım çünkü Clary ve Jace beni sıkmaya başlamıştı Evet,Mekanik Meleğe dönelim. Konumuz yine aynı;Melek kanına sahip olan ve insanları kötülüklerden koruyan Gölge Avcıları dünyasında geçiyor. Ama zaman olarak oldukça geride. Taaa Viktorya Dönemine,İngiltereye gidiyoruz. 1700'lü yılların sonu ve 1800'lü yıllar benim eski döneme ait en sevdiğim zamanlar diyebilirim. Binalar,kıyafetler,ortam ve insanlar tam anlamıyla büyüleyici ve masalsı. İlk olarak böyle bir zamanda geçmesinden dolayı benden artı 1 puanı almıştı bile kitap. Daha sonra açıp okumaya başladım ve kurguya anında odaklanabildim sanki bir an da kitabın içinde gibiydim ki yazarın öteki kitaplarında bunu yaşadığımı söyleyemem. Yani açıkcası bir çok övgüye rağmen Cassandra benim sevdiğim bir yazar değildi ne yazık ki. Ama sanıyorum ki bu durum,bu seriyle birlikte değişecek gibi. Kitabın dili oldukça akıcı ve basitti. Bir an bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Ölümcül Oyuncaklar'da ki gibi yine klasik Nefilimler,Vampirler,Kurt adamlar gibi bilindik karakterlerle karşılacağımı sanıyordum ama yeni ve oldukça farklı yeni şeyler vardı. Ve bu çok hoşuma gitti. Yazar işini sağlama alıp hali hazırda duran kurgudan gitmeyip yeni bir şeyler katmış. Eminim ki bunu yapmasaydı Ölümcül Oyuncaklardan bir farkı kalmayacaktı. Sanki sonunda bir yazar beni duymuşda romantizmin dozunu ve karakterlerin aşırı duyguları oldukça yerinde ayarlamış gibiydi. Ben bu kitapta ki bütün karakterleri sevdim diyebilirim. James ve Will uzun zamandır aradığım "bromance"tarzı tatlı bir arkadaşlığa sahipti. Ama esprili olmasından dolayı Will'i daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Aklında soru işareti olanlar için bence Gölge Avcısı dünyasını daha yakından tanımak için ilk olarak Ölümcül Oyuncakların ilk üç kitabını,daha sonra Cehennem Makineleri serisini ve en son Ölümcül Oyuncakların son üç kitabını okumanız en iyisi olacaktır diye düşünüyorum. Bu şekilde iki serinin birbirine nasıl bağlandığını ve birbiriyle ilişkili olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz. Üzerinde çok konuşulacak bir kitap değil bir an önce okumalısınız!!
  • Ölü bir insan hayata dönebilir. Ama bu bir soru işareti demektir.
  • Bir kekik kokusu tüter sabahın seherinde
    Denizde bir balık kayar, bir yıldız solar gökte
    Ve sabah türkü gibi yayılır
    Salyangozların izleri uzar toprakta
    Otların arasında gider kaybolur
    Bir salyangoz kadar olamadım, der şair
    Ayak izlerimi tutmayan topraklarda yürüdüm
    Unutmasını bilen kadınları sevdim
    Trenle gece yarısı geçilen kentleri..
    Şimdi bir soru işareti gibi kaldım şu dünyada.
    Dokunup yaprakların üstüne düşmüş çiylere
    Uzanıp gölgesine bir portakal ağacının
    Kulak vererek cırcır böceklerinin sesine
    Bu şiiri uyku haliyle yazdım
    Akdeniz bir çaydanlık gibi fokurduyordu az ötede
    Biraz sonra kalkıp yüzümü yıkarım artık
    Sonra bir kitap okurum, ya da çiçekleri sularım.
  • Serinin diğer kitaplarından sevdiğim ikinci kitap oldu. Hala intikam ateşi birinciliğini korumakta. Birinci kitapta o intikam hırsını daha çok hissetmiştim. Bu kitapta çok fazla hissedemedim. Diyaloglar olması gerektiği gibi kimi zaman güldürdü. Kafamda bir iki bölüm ile ilgili soru işareti kalmış olsa da güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim.
  • Ben ölürüm adamım, şöyle ya da böyle
    Dünyaya bir soru işareti daha çakmak için
    Yeri göğü inleten Tanrım
    Eğer varsan söyle, cenaze namazımı kılayım
    ...
    Ahmet Erhan
    Sayfa 98 - Kırmızı Kedi
  • Locke Lamora asla unutulmayacak bir karakter. Yalanları da zekası kadar kendisini unutulmayacak kılan en büyük etken. Olağanüstü bir kurguya sahip, oldukça zengin karakter tasvirleri ve bolluğunun yanında dahice kurgulanmış bir olay örgüsü var karşımızda. Olaylar o kadar dozunda yazılmış ki üzerinde çok ince çalışıldığı belli. Kitaptaki bir sonraki sayfa asla tahmin edilemiyor, bunun için de her satırı korkarak ve heyecanla okutturuyor.

    Okurken neye şok olup sevineceğim, neye kahkaha atacağım, neye haykırarak üzüleceğim beklentisiyle çevirdiğim her sayfa beklentimi iki kat fazlasıyla karşıladı. Bu da beni katbekat tatmin ederken tahminimce çoğu okuyucuyu da tatmin etmiştir. O kadar zevk alarak okudum ki kendimi kaybettim okurken.

    Kitabın belirli can alıcı noktaları var, malum sahneler. Üzüntüyü, mutluluğu ya da şoku öyle yansıtıyor ki bu duyguları okurken hissettiren çok az yazara ya da kitaba rastladım. Keşke hepsi bu kadar muntazam olsaydı. Bir de kitabın ikinci yarısında yaklaşık on sayfa kadar bir bölümde kıyafet sahnesi var. Sanırım benim için kitabın zirvesiydi. Art arda gelen entrikalar, "tamam buna inandım" dedikten sonraki "yok artıklar", sonra "e hani böyleydi, daha da yok artıklar" ve en sondaki "AMA YOK ARTIKLAR" beni delirtti. Bu çakallığın arka planından bize kahkahalar atan yazarın keyfinden istiyorum.

    Ek olarak kitap hep kendini haklı çıkarttı. Özellikle son iki bölümde hiçbir soru işareti bırakmaması, sonunun aslında normal bir kitabın bitmesi gibi pürüzsüz kalması da şahane olmuş. İsteyen tam o anda seriyi bırakıp devamını okumamayı tercih edebilir. (ASLA BÖYLE BİR DÜŞÜNCEM YOK.) Bu da yazarın geçtiği güzel bir kıyak olmuş. Ancak ikinci kitap hakkında yine bu kitap gibi zerre fikrim yok. Tamamen sürpriz olacak. Okuduklarıma dayanarak her serinin ilk kitabı diğerlerine kıyasla daha basit kalıyordu ancak bu kitap ne kadar basit kalabilir acaba diğerlerinin yanında? İkinci kitabın baskısı da tükenmiş gerçi, umarım İthaki Yayınları en kısa sürede yeniden baskı yapar da bu maceradan nasibimizi almaya devam ederiz.

    Harika bir detaysın Centilmen Piç serisi.