Galip Uyar

Galip Uyar
@sosyologgalip
Çocuklara Adanmış Hayatlar, Sen Mi Akıllısın Ben Mi?, Türkiye'yi Sarsan Derin Cinayetler, Bir gün kadrim bilinirse, Çocuklar için felsefe serisi (10 kitap) kitaplarının yazarıyım.
Platon’un gençlik yıllarında savunduğu devlet modeli hayalden öteye gidemez. O yüzden devlet modellerini anlatan siyaset bilimi ve felsefe kitaplarında, Ütopik Devletler başlığı adı altında ilk önce Platon’un devlet modeli örnek verilir. (Ütopya, hayal anlamındadır. Gerçekte var olmayan, hiçbir zaman da gerçek olmayacak bir durumu anlatmak için kullanılır.) Peki, ama hayaller hiçbir zaman gerçek olmaz mı? Olabilir de olmayabilir de. Olasılık belirten, hele hele iki karşıt olasılıktan birisinin gerçekleşeceğini söylemek kolaycılıktır. İnsanlar bu tür açıklamalardan nefret ederler. Net bir açıklama beklerker. Olur ya da olmaz; var veya yok bunlardan birisini duymak isterler. Türkçede olmayacak duaya amin demek diye bir söz vardır. İşte bu söz gerçekleşmeyecek, daha doğrusu gerçekleşmesi olanaksız hayalleri anlatmak için kullanılır. Şöyle bir şey düşünelim: 100 kiloluk bir adamdan jokey olur mu? Neden olmasın, olabilir diyenler çıkabilir. İşte bu olmayacak duaya amin demektir. Çünkü Üzerinde 100 kilo ağırlık taşıyan bir at, ufak tefek jokeyleri sırtına almış atların arasında yarışı en önde tamamlayamaz. Bazı insanlar düşüncelerinde hayallerinde ısrarcı olurlar. 100 kg’lık bir insanı jokey yapmaya kalkışırlar. İstedikleri kadar ısrarcı olsunlar, inat etsinler sonuç değişmeyecektir. Jokey Eğitim Merkezine kabul edilmenin 17 yaşından küçük olmak, kilosu 35-45 kg, boyu 1.30-1.55 arasında olmak gibi koşulları var. 100 kiloluk bir delikanlının at binicisi olmak istemesi, hayalden öteye gidemez. Kilosu 100, boyu 1.95, yaşı 17 olan bir delikanlı basketbolcu olmanın hayalini kuruyorsa, bir basktebol takımının alt yapısına başvursun, hemen kabul ederler. Disiplinli çalışırsa, biraz da yeteneği varsa geleceğin ünlü bir basketbolcusu neden olmasın. Gerçekleşmesi mümnkün olmayan
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Galip Uyar

, bir kitap okudu
9/10
·70 syf.·
2019 1. kitabı
Galip Uyar
8.5/10 · 3 okunma
Platon eğitimde sınıfta kalıyor Sokrates’i çok seven öğrencisi Platon, onun eğitim hakkındaki düşüncelerini ne yazık ki anlayamamış. Sokrates, eğitim hakkını herkese tanırken, o, bu hakkı sadece ayrıcalıklı bir sınıfa tanımış. Eğitim hakkı dersinden sınıfta kalmış bu bir. Sokrates, öğretmenlerin öğretici değil, yol gösterici olması gerektiğini söylemiş. Platon ise öğretmenlerin her söylediğinin doğru olduğuna inanmış ve öğrencilerin bu bilgileri eksizsiz öğrenmesi gerektiğini savunmuş. Ezberci eğitimden yana olmuş. Nasıl öğretmeli adlı dersten de sınıfta kalmış bu iki. Sokrates ikna yoluyla öğretmeden yana olmuş, Platon ise zorla öğretmeden yana. İkna ederek öğretme demokratik bir yöntem iken, zorla öğretme baskıcı bir öğretme yöntemidir. Bu kafayla Platon’un öğretim yöntemleri dersinden de sınıfta kalması kaçınılmaz, etti mi üç zayıf. Yetmez mi? Dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki en başarılı okullar, Sokrates’in eğitim yöntemini kullanmakla övünürler. Dünya bugün eğitimde Sokratik yöntemi kullanırken, Platon’un önerdiği sistemi kimse ağzına almaz. Peki, hiç mi uygulanmamış Platon’un eğitim sistemi? Uygulanmaz olur mu? Hem de çok uzun yıllar… Bir kere Orta Çağ’da, Yeni Çağ’da bu sistem tüm okullarda uygulanmış. Yakın Çağ’da terk edilmeye başlamış Platoncu eğitim anlayışı. Zaman, Platon’u değil, Sokrates’i haklı çıkarmış.
Drakon adlı bir Atinalı, Atina Hukukunun yasalarını yazılı hale getirmekle görevlendirilmiş. Onun yaptığı yasalar Efes’te de uygulanmış. Bu yasalar sözde eşitlik ilkesine dayalıydı; ama sadece soyluları koruyordu. Örneğin sebze ve meyve çalmanın cezası Drakon yasalarına göre ölümdü. Şimdi burada durup düşünmek gerekiyor. Kimler sebze ve meyve çalar? Toprağı, bağı bahçesi olmayanlar. Soyluların hırsızlık yapması için hiçbir neden yok. Dolayısıyla bu ceza doğrudan yoksulları cezalandırmak için var. Peki, bu suçun cezası ne? Ölüm. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Ölüm cezası soylular için işlemiyor. Zaten yasanın yapılış amacı soyluları korumaktı. Yine Drakon yasalarına göre borcunu ödemeyen yurttaşlar köle yapılıyor fakat bu yasa da soyluları kapsamıyordu. Diyelim ki borçlu kişi soylu, alacaklı kişi soylu değil. Bu durumda borcunu ödemeyen soylu şahıs köle yapılmıyor. Alacaklı şahsın soylu olduğunu düşünelim. Borcunu ödemeyen özgür yurttaş anında köle yapılıyor. Drakon yasaları, soylulara her zaman suç işleme hakkı sağlıyor. Heraklitos, bu tür yasalar yapmak istemediği için Soylu olmaktan vazgeçip Artemis tapınağına kendisini kapatmış.
Evrenin ilk nedeni atomlardır. Bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. “Durun bir dakika!” Ayhan'ın sesine diğerleri kulak verdi. “Biz şimdi atomların üzerinde mi oturuyoruz? Ya patlarsalar? Demokritos, atom bombasını bilseydi. Acaba yine böyle düşünür müydü?” “Saçmalama Ayhan! Demokritos atom bombasını ne bilsin. Adam milattan önce 370 yılında ölmüş. Neredeyse 2500 yıl. Onun zamanında savaşlar kılıçla, mızrakla, okla yapılıyormuş. Aklın fikrin hep bombada, savaşlarda.” Evren, yine çok bilmiş konuşmuştu. Atomdan neyi anlıyordu, evrenin oluşumunda atomların etkisi neydi? Atomlar, diğer varlıkları nasıl oluşturuyordu? Bir varlık meydana geldiği zaman atomlara ne oluyordu? Bunları anlamanın yolu, Demokritos'u daha fazla okumaktı