daral_1988, Koleksiyoncu'yu inceledi.
22 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Platonik aşka tutulduğunu düşünen sosyopat silik bir adamın , takıntılı olduğu cazibeli kadını bir mahzende alıkoyuşuyla başlıyor.bu giriş bana gerilim romanlarını anımsatsa da kesinlikle kitabın türü hakkında cümlelerin yoğunluğunu sezdikçe ters köşe olabilirsiniz.yazarın ilk okuduğum kitabı ve kesinlikle bu akıcı tarzından dolayı okuyacağım son kitabı da olamayacaktır. Kitap genel olarak iki kısımdan oluşuyor. kaçırılış ve hapsediliş öyküsünü kadının ve erkeğin perspektifinden okuyoruz. Bir tarafta kadının iç dünyasında ki muammalar ve entelektüel kaygılar,diğer tarafta ise silik bir adamın hedonizm ve anlam arayışı. Uzatıyorum galiba tabir caizse soluksuz okuyacağınız dolu dolu bir eser.

Ebru, bir alıntı ekledi.
21 May 00:07 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Düşünemeyen, sevemeyen birçok genç ellerine silahlarını alıp, en son çıkan uyuşturucuyu yutup alışveriş merkezlerine yollanıyor, video oyun salonlarında toplanıyorlar. Kafalarında tek bir hedef var, o da heyecan. İmgelemlerinde dönüp duran o görüntüleri serbest bırakmak onlara keyif veriyor. Bu çocuklar kitapları küçük görürler. Okuryazarlığı bir düşman gibi, iktidardakilerin kendilerini kontrol etmek için kullandıkları bir araç gibi algılarlar. Geçmişte cahiller farklı bir düzey; kendilerinden daha yüksek bir yetkinlik düzeyi olduğunu bilir, o düzeye ulaşmayı başaramadıkları için kendilerini hakir görürlerdi. Oysa bugün birçok genç, karmaşık bir düşünceyi izlemeyi bir kenara bırakın, harflerle uğraşmaktan, bir cümle ya da paragrafı sökmeye çalışmaktan vazgeçmiş bulunuyor. Kitabı terk etmiş durumdalar. Okuma yazmanın gücüne ve kudretine -yararına- inanmayı bırakmışlar. Bu gençlerin içinde en umutsuz olanlar birer sosyopat gibi davranıyor ve pişmanlık ya da suçluluk hissetmeden topluma karşı en çirkin suçları işlemeye devam ediyorlar. Çetelere "takılıyor" arkadaşlarıyla esrar içiyor, arabalarına atlayıp sağa sola ateş açıyor, bir dükkânı ya da sürücüyü soyuyor, insanları taciz ediyor, onlara çete halinde tecavüz ediyor ve sonunda idam ediliyor ya da öldürülüyorlar. Bu çocuklardan korkmalıyız. Fakat yaralarını saklayan diğer kurbanlar da bizi en az onlar kadar düşündürmeli. Bir çocuğun her gün öğretmeninin önünde sıkıntıdan patlaması, sonra eve gidip her akşam televizyonun önünde sıkılması, akşam eğlencesinin kendisini ertesi gün yapacağı işlere hazırlamaktan öteye geçmemesi de bizi korkutmalı. Belki bu çocuk sokaklarda bulmuyor kendini ama daha fazla kabul gören, göze daha az çarpan bir tutunamayan olma yolunda ilerliyor. Bu çocuklar bulundukları yer dışında herhangi bir yerde olmayı tercih ederler. Korku, istek ya da alışkanlık onları arkadan iter ve yolun dışına çıkmalarını engeller. Oysa sonuçta bu tarz sessiz, içten içe yanan bir tatminsizlik bir çeteye katılmanın ortaya koyduğu direniş kadar yıkıcıdır. Cehalet mahvedici etkilerini toplumun her katmanında gösterir.

Öküzün A'sı, Barry Sanders (Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları)Öküzün A'sı, Barry Sanders (Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları)
Semiha E., Bir Sosyopatın İtirafları'ı inceledi.
08 May 10:26 · Kitabı okudu · 57 günde · Beğendi · 8/10 puan

Adından da anlaşılacağı gibi psikoloji üzerine bir kitap, eğer ilgi alanınıza giriyorsa mutlaka okuyun. Yıllar önce bir film seyretmiştim, çocuk küçük kardeşini öldürüyordu. Sonrasında çocuğun sosyopat olduğu ortaya çıkmıştı. O günden beri sosyopatların hep suçlu olabileceğini düşünmüştüm.
Yazar aslında kendini anlatıyor kitapta. Nasıl bir çocukluk geçirdiği, davranışları, duyguları, kendi farklılığını keşfetmesini detaylı olarak anlatıyor. Kitabı okuduktan sonra sosyopatlar hakkındaki düşünceleriniz değişecek.

A DIAGNOSIS FOR INDIVIDUAL CRIMINAL BEHAVIOUR

Teorik olarak tüm insanlar, insan da dahil her türlü canlıya zarar verme potansiyeline sahip. Ne yazık ki işin uzmanları için bile bir kişiye ilk bakışta tanı koymak çok zor, hele ki baktığınız kişi bir sosyopat veya psikopatsa. Seri katillerin kriminal, sapkın ve istismar edici davranışlarının neredeyse %99’u bir amaca yönelik, yani doğaçlama suç işleme durumları oldukça nadir. Çoğunluğu sanılanın aksine toplumdan dışlanmış, münzevi, sosyal olarak uyumsuz kişiler değiller. Canavar görünüşlü değiller ve dışarıdan baktığınızda pek de dikkatinizi çekecek şekilde tuhaf davranmazlar. Pek çoğu içinde bulundukları topluma karışır ve oldukça normal davranışlar sergiler. Hatta geçmişteki örneklere göre birçoğu evli, çocuk sahibi ve iyi gelir getiren işlere sahipler. İnsanlar arasında çok rahat karışabildiklerinden dolayı tespit edilmeleri her zaman zor olmuş. Sık sık düşülen hatalardan birisi de seri katillerin motivasyonunun cinsellik olduğu düşüncesi; sadece heyecan yaşamak için, öldürdüğü kişinin mal varlığına konmak için ve en tuhafı da sadece dikkat çekmek için birçok cinayet işleyenleri var; bu son grup içinde beni en şaşırtanı yakın zamanda ortaya çıkan ve yakalanan, henüz yirmili yaşlarında birçok estetik operasyon geçiren Luka Magnotta( https://www.youtube.com/watch?v=Cn1v3btU3tU ) .

Bu kitabı sevdim çünkü gerçek olayları ele alıyor, ama bunları anlatış biçimi sanki bir yandan polisiye roman okuyor gibi hissettirirken diğer yandan da birçok şey öğretiyor(bayılırım öğretici kitaplara). Kitapta çok ilginç yaşantılar öğrenmenin yanı sıra bu konuda birçok bilginin sadece şehir efsanesi olduğunu da anladım, örneğin; Sevil Atasoy ‘’Seri katiller zeki insanlar değillerdir, aksine akılsız hareketlerde bulundukları daha sık görülür’’ diyor(tabi örnekleriyle). Seri katiller ile ilgili diğer mitler(yanlış bilinenler); ‘’Seri katiller yakalanmak ister’’, hayır seri katiller birkaç suçun ardından yakalanmayınca özgüvenleri gitgide artar ve bunun sonucunda da daha rahat davranmaya ve hata yapmaya başlarlar, bu özgüvenli rahat tavırları da insanlar tarafından ‘bilerek yakalandı’ şeklinde yorumlanır. Çok rahat davranırlar çünkü asla yakalanamayacaklarını zannederler. ‘’Seri katiller çok zeki, canavar ruhlu insanlardır’’ da bir diğer şehir efsanesi; Atasoy’un da belirttiği gibi eğer dâhisi varsa muhtemelen onlar şu hiçbir zaman yakalanamamış olan azınlık içindeler, kusursuza yakın bir suikastten sonra sadece plakasız araçla dolaştığı için polise takılarak tesadüfen yakalanan Timothy McVeight bu akılsızlardan sadece birisi. Filmlerde sıkça görüldüğü üzere katilin uzak mesafelerde cinayetler işlemesi de yine nadir görülen bir durum; çoğunluğu dar bir çevrede cinayetlerini işliyor ve bir ‘çapa’ merkeze sahipler yani etrafından fazla uzağa gitmedikleri, kendilerini güçlü hissettikleri bir güvenli alanları -comfort zone- var. Özellikle de deneyim kazanmadan uzaklara gittikleri pek görülmüyor. Kitapta sadece katillerin psikolojilerini okuyacaksınız gibi bir yanlış anlama olmasın; olay yeri bulguları ve nasıl değerlendirildikleri, hangi bulgunun ne değer taşıdığı ve nasıl kullanıldığı, her ceza alanın suçlu olmayabileceği, geride kalanların yaşantıları gibi konularda da çok şey göreceksiniz. Mesela bir damla kan lekesinin suçluyu tespit etmede, DNA tespitinden daha etkili olduğunu öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. Dexter dizisini örnek alarak cinayet işleyen bir sürü genç katil olduğunu öğrendiğinizde de aynı şekilde.

Kitap boyunca; Hastalarına iyilik yaptığını iddia eden sağlıkçı katillerden, namus için 3 kızını ve cinayet olduğu anlaşılmasın diye eski karısını da onlarla birlikte öldüren afgan babaya(ve ailesi), sadece ama sadece ilgi çekmek ve ünlü olmak için kedi boğazlayan vidyolar çekerek internete atan daha sonra bir insanı da katletmeye kadar giden genç katilden neredeyse 40 yılını işlemediği bir suç yüzünden mahkum olarak geçiren masum insanlara kadar, inanılmaz yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz.

Bu kitabı konuya ilgisi olan herkese öneririm ama özellikle de hukukçuların ve psikologların okuması gerektiğini düşünüyorum, meslekleri açısından çok faydalı olabilir. Amatörlere gelince, izlediğiniz polisiye dizilere ve okuduğunuz polisiye kitaplara artık sadece okur olmanın ötesinde amatör bir dedektif olarak yaklaşacağınızdan eminim.

Kitaplara 'öğreticiliğine göre' değer biçen bir insan olarak bu kitaptan da bir şeyler öğrendim, bir kısmını da sizlerle paylaştım, şimdiden keyifli okumalar =))

F.A., Yabancı'ı inceledi.
22 Nis 19:12 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Albert Camus harika bir yazar. O bir sosyoloji dehası. Olayları farklı bir gözle görür. Sosyal bir varlık olan insanın en derin sosyolojik özelliklerini ortaya çıkarır. Bunu yaparken de psikolojik öğeleri de işin içine dahil eder. Dili akıcıdır. Okuduğunuzu bir kere daha okumanıza gerek yoktur. Bu kitabı okumanızı öneririm. ***"Yabancı" aslında bir katil. Toplumdan yozlaşmış, yabancılaşmış olmasına rağmen öznesnelliğini korumuş -ki bundan ne kastettiğimi okuyunca çok iyi anlayacaksınız - olaylara vicdani ve ahlaki açıdan farklı bir bakış açısıyla bakan, yanlışlıkla! katil olan serinkanlı bir sosyopat. Annesinin ölümüne üzülmeyen, işlediği cinayetten pişmanlık duymayan bu adamın iç dünyası sizleri hayrete düşürebilir.

F.a.t., bir alıntı ekledi.
11 Nis 16:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

His
kendi suçunu bilen kimse eğer sosyopat değilse hafiflemezdi.

Pi, Akilah Azra Kohen (Sayfa 264 - destek yayinlari, pi)Pi, Akilah Azra Kohen (Sayfa 264 - destek yayinlari, pi)
Kutlu AKHAN, Sosyopat'ı inceledi.
04 Nis 19:12 · Kitabı okudu · 8 günde · 4/10 puan

Ve sosyopat kitabıda biter. Kitap sürükleyici değil. 100 e kadar zorla okudum . 100 de biraz heycan yapar gibi oldu ama başkada yok. Hikaye çok güzel mi bence okadar da değil. Hikaye güzel kurgulanmamış. Adı Sosyopat bi yerde biraz bir şey var onada sosyopatlık denemez. Adına kanmayın sakın. Bir kaç yer aydınlatılmamış. Mesala katil neden düşman daha bir sürü şey sıralanır kısaca bence vakit kaybı bir kitaptı

@yenikitapyenibirsayfa, Piyonun Son Hamlesi'ni inceledi.
28 Mar 22:34 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi

Psikolojik gerilim kitaplarında en çok ne isteriz? Tabii ki gizem sürprizlerle dolu olmasını ve bir de sonunu tahmin edememeyi... İşte bu kitap tam da böyle bir kitap...
Bir Piskopat düşünün bir de sosyopat ve de bu ikilinin neler yapabileceğini...
Kurgusu muhteşemdi, ben BAYILDIM. Başlarda biraz sakin ilerlese de sonrasındaki akıcılığıyla kitabı resmen yutuyorsunuz. Son sayfaya gelince ŞAH MAT denildiğinde yüzümde tebessümle -işte bu...Şah Mat be- dediğimi hatırlıyorum .
Psikolojik Gerilim kategorisinde okuduğum en iyilerden biri diyebilirim.

Karen, bir alıntı ekledi.
14 Mar 01:30

"Manipülasyon, üçkağıtçılık, kendini beğenmişlik, duygusuzluk, dürtüleri kontrol edememek ve diğer sosyopat özelliklerini bir araya toplarsanız, karşınıza ya toplum için tehlikeli bir birey ya da büyük düşünen bir girişimci çıkar."

Bir Sosyopatın İtirafları, M. E. ThomasBir Sosyopatın İtirafları, M. E. Thomas