• Anne-babasıyla iyi geçinen, itaatkar, saygılı, kardeşlerine karşı da merhametli olan insanların, yani büyüğünü sayan küçüğünü seven kişilerin "Tartışma ortamlarından , laf yetiştirme ve kin kusma diyaloglarından" hazz alabileceğini düşünmüyorum..
    Çünkü ana babaya itaat tevazuyu gerektirir. Kardeşe merhamet ise anlayış ve hoşgörüyü..
    Oysa Tartışmanın, Cedelin, It dalaşının (bazılarının deyimiyle) , Laf yetiştirmenin ve birbirini sindirmenin özünde tam tersi KIBIR, MERHAMETSIZLIK, ACIMASIZLIK VE ANLAYISSIZLIK yatar...

    Bu yüzden iddia ederek söyleyebilirim ki : "Konu ne olursa olsun, haklılık- Haksızlık payı ne derecede bulunursa bulunsun Nefret söylemleri ile kin kusan, karşısındakinin şahsiyetini, değer yargılarını,cinsiyetini, yaşını, bi ruh taşıdığını, duygularını (özetle kendi gibi bi insan olduğunu) gözardı ederek hakaret, aşağılama, alayla saldırgan tutum sergileyen insanların KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE başta KENDİLERİyle olmak üzere anne babaları ve aileleriyle, ve dahi çevreleri ile insani problemleri, geçimsizlikleri vardır. ."
    Olaya böyle bakacak olursak Bunlar kusurlu insanlardır, ruhen çolak.. Kendileri ile bile çatışma halinde olmaları onlara eziyet olarak yeter. . Kendilerine karşı bile acımasız olan .. kendilerine karşı bile merhametsiz Hoşgörüsüz saygısız anlayışsız olan bu insanları kendi hallerine bırakın. . Değil cevap vermek değil kendinizi savunmaya ve direk karşı bir saldırıya geçmeye çalışmak. . Durup düşünün ve Sadece Üzülün onlar için. . Alayla değil Merhametle.. Gerçekten dayanılması zor bir durum... Kaç 1000 kitap okuduklarının bir önemi yok. Kendisiyle barışıklığın ve kendisini tanıyabilmenin özünde okumuşluk yatmıyor çünkü. Bu aileden gelen bir eksikliktir ve birey bu eksikliğini "kabullenip de" üstüne gitmediği sürece asla kapatamayacaktır. Hiç bir kitap hiç bir kucak hiç bir yüz hiçbir söz onu iyileştiremeyecektir..

    Ya farkedip kabullenip düzelecek
    Ya da bir ömür bu hazımsızlık ve iç çatışmasını "Uçlarda yaşayarak, Radikalleşerek ve hain ideolojilerin hamalı olarak saldırgan ve kavgalı bir ruh haliyle Çürüyüp gidecektir.. Açın bakın bi çevrenize hangi aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, okul dersleri, insani notları iyi olan insanları örgütlerde, kamplaşmalarda, kutuplaşmalarda ve insan onurunun hiçe sayıldığı uç denebilecek ideolojik eylemlerde görebileceksiniz? Ekseriyetle toplumdan dışlanmış, aile ilişkileri arkadaşlık ilişkileri sakat, eğitim Durumu facia , dostluk sevgi kardeşlik merhamet nedir bilmeyen insanlar hep canlı bomba(fikirsel olarak da) hep ajan hep militan. . O yüzden diyorum ki Aileyi kurtarırsak Toplumu kurtaracağız, Aileye yatırım yaparsak dünya bambaşka bir yer olacak. .
  • Yazarın da deyimiyle: "Okur nankördür." Ben de bu nankörlüğümü belgelemek amacıyla yazacağım bu incelemeyi.Arada kalmışlığın romanı oldu benim için, bir solukta okunacak türden olmakla birlikte okura çok da bir şey katmadığı kanaatindeyim. Geçerli sebeplerim var elbette, bunların ilki ise küfür. Sokaklar bunu fazlasıyla gerçekleştirirken bir kitapta bu kadar fazla küfüre gerek yoktu bana kalırsa. Artık yediden yetmişe hayatımızın bir parçası haline gelmiş olsa da bunu sıradanlaştırmaktan uzak durulmalı. Hayatın zorluğu karşısında sığınacağımız tek şeyin küfür olması ise bir o kadar acı... Diğer bir mesele her olayın sonuna bir özlü söz, tespit eklemek abartılmış duygusallığa neden olmuş. Bir süre sonra illallah dedirten cinsten çünkü. Objektiflik bir yazar için gerekli midir buna hala karar veremesem de olaylara eşit mesafede yaklaşmalı diye düşünüyorum. Yazarın benimsediği fikirler, savunduğu bir hayat görüşü olmalı tabi ama bunlar çelişkiye mahal vermemeli. Şöyle bir örnek vermek gerekirse annesinin yaşadığı duygusal aşkı yüceltirken diğer tarafta muhafazakar kesimin yaptıklarını yermiş. Aynı durum karşısında kişisine göre farklı tutum sergilemek bende samimiyetsizliğe neden oldu. Benzetme yapmak gerekirse sırlarla ve abartılmış duygusallıkla dolu yeni nesil Türk dizisi kıvamında bir kitap. Tavsiye edebileceğim bir kitap olmadı ne yazık ki diyerek nankörlüğüme burada son veriyorum. :)
  • Bu özellikte, Allah’a has olan diğer niteliklerle eş değerdedir. Zarar vermek veya fayda dokundurmak sadece Allah’ın elindedir. O’ndan başkalarının bu noktada hiçbir söz hakkı yoktur. Aksini iddia eden, kendisini ilahlaştırmış olur. Kimde onun fayda ve zarar verdiğine inanırsa, onu kendisine ilah edinmiş sayılır.

    Yüce Allah şöyle buyurur:
    “Eğer Allah sana bir sıkıntı dokundurursa, O’ndan başkası onu kaldıramaz. Şayet sana bir hayır (iyilik) dilerse, O’nun fazlını geri çevirebilecek hiç kimse yoktur. O, fazlını dilediğine verir. O, bağışlayandır, rahmet edendir.” 11

    11. Yunus Suresi, 107.

    Sayılan bu maddeler ulûhiyetin (ilah olmanın) en bariz ve en belirgin özelliklerindendir.
  • Kabbala bilginleri, Tevrat'ın bir çok cümlesini kendi felsefelerine göre tevil etmişlerse de pek ileriye gitmemişlerdi. Fakat Filon, her kelimeyi ve her cümleyi tevil etmiş ve bunlardan pek garip anlamlar çıkarmıştı. ( Tevil etmek:söz veya davranışa başka bir anlam vermek)
  • Ama mutlaka bunalım kelimesini kullanarak anlatılmak istenirse, medeniyetin başına gelen yeni olaya "varoluş bunalımı" adını vermek gerekir. Çünkü: Artık gelişmelerden, büyümelerden, iniş ve çıkışlardan doğan ve yeni duruma ansızın uyamamak anlamına gelen sarsılış, korku ve titrelişler değil, doğrudan doğruya varolma veya olamama söz konusudur.