mei

mei
@spectre
oh beautiful poison tree
Çünkü heves kırıcılığın sanatçının ruhu üzerindeki etkisini ölçme zamanı gelmişti; tıpkı, bir süt ürünleri kuruluşunun normal ve A sınıfı iki aynı sütün fareler üzerindeki etkisini ölçmesi gibi. Bir kez görmüştüm, biri silik, ürkek ve küçük, öbürü gösterişli, girişken ve büyük iki fareyi yan yana kafese koymuşlardı. Sanatçı olarak kadınları neyle besliyoruz, diye sordum, sanırım kuru erikle krema yediğimiz akşamı anımsamıştım.
Sayfa 60
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
...ama neden tarihe bir ek yazmasınlar ve buna, doğal olarak, kadınların yakışıksız kaçmadan boy gösterebilecekleri göze batmayan bir ad vermesinler? Çünkü kadınlar, sık sık büyük adamların yaşamlarında bir an görünüp hemen yeniden arka planda kaybolurlar, artlarında -buna giderek inanıyorum- bazen bir göz kırpma, bazen bir gülümseme, hatta belki bir damla gözyaşı bırakarak.
Sayfa 52
Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte hiç görülmez. Kurmaca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder; gerçek yaşamda ailesinin parmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesidir. Kurmaca yazında en esin dolu sözler, en derin düşünceler onun dudaklarından dökülür; günlük yaşamda hemen hemen hiç okuyup yazamaz ve kocasının malıdır.
Sayfa 50
Dünyadaki hiçbir güç beş yüz poundumu elimden alamaz. Yiyecek, ev ve giyim, sonsuza dek benim. Böylece yalnız çaba ve didinme değil, nefret ve burukluk da yok oluyor. Hiçbir erkekten nefret etmem gerekmez, çünkü o bana kötülük yapamaz. Hiçbir erkeği pohpohlamam gerekmez; onun bana verecek bir şeyi yok ki!
Sayfa 43
Hep hoşa gitmeyen işleri yapmak zorunda olmak, üstelik bunu bir köle gibi, pohpohlayarak ve yaltaklanarak yapmak; bütün bunlar gerekli olmasa da gerekli görüldüğü için yapmak; çünkü aksi takdirde ödenmesi gereken bedel tehlikeye atılamayacak denli büyüktür. Ve dahası o saklanması ölüm demek olan önemsiz ama sahibinin çok sevdiği yeteneğin yok olması ve onunla birlikte kendimin ve ruhumun da yitip gitmesi - işte bunlar, ilkbaharın yeni açmış çiçeklerini kemiren, ağacı can noktasından yok eden hastalık gibiydi.
Sayfa 43