Sokrates,Glaucon ile yaptığı sohbette ondan,doğdukları günden beri karanlık bir mağarada hapis kalmış bir grup insan hayal etmesini ister.Bu insanlar zincire vurulmuş olmaları dolayısıyla yalnızca önlerindeki duvara bakabilmektedirler ve arkalarında bir patika yer alırken, onunda arkasında mağaradaki tek ışık kaynağı olan bir ateş yapmaktadır.Arkalarındaki patikadan insanlar ellerinde çeşitli objelerlebir ileri bir geri geçip giderken tutsaklarımız ne insanları ne de taşıdıkları objeleri görebilmektir.Sokrates,Glaucan'a şöyle sorar: 'Eğer bu tutsaklar birbirleriyle konuşabiliyor olsalardı, gördükleri gölgelerin gerçek şeyler olduğunu varsaymazlar miydi?'
Mağarada tutsak olanlar aslında bizleriz:etrafımızda gördüğümüz gölgeler gerçeklik değildir,gördüğümüz herşey göremediğimiz formların gölgesidir.