Bir eserin etkileyiciliğinin uzunluğuyla alakalı olmadığının roman nezdindeki kanıtıdır bu kitap benim için. Tam bir sene önce gerçekleştirdiğim beni büyüleyen ve düşünce dünyamı değiştiren İran seyahatimde yüzümü doğuya, ortadoğuya çevirince bu coğrafyalarda yeşeren sanat eserlerinin peşine düştüm. Şimdilerde batı edebiyatının domine ettiği dünyada ortadoğu edebiyatının duygu dünyasının zenginlikleriyle karşılaşmak beni biraz farklı etkiledi. Coğrafi ve kültürel yakınlıklarımız sebebiyle olsa gerek özel bir samimiyetle karşılaştığımı söyleyebilirim. Tabiki de Gassan Kanafani’nin ustalığını da es geçmemek lazım. Filmlerde bile hiç hoşlanmadığım ve itiraf etmeliyim ki genelde takip etmekte zorlandığım geriye dönüş sahnelerinin ifade edilişindeki ustalık beni benden aldı. Bu kitap, ne bir eksik ne de bir fazla, tam da olması gerektiği gibi, tam da olduğu gibi…
İşte bu ya. Timothee bey nolur daha fazla çizgi roman yazın. Kaybolan O Günlere o kadar bayıldım ki bu kitabın ona yetişemiceğinden korktum. Ama korkmaya hiç gerek yok. Bu adam kimlik karmaşası üzerine inanılmaz iyi işler çıkarıyor. Elbette edebiyat ve sinema tarihine baktığımızda inanılmaz farklı ve mütiş yaratıcı hikayeler anlattığını düşünmüyorum. Ama çizgi roman biçiminde bu hikayelere dalmak benim için çok keyifliydi.
HastaTimothe Le Boucher · Baobab Yayınları · 2023124 okunma
Abi sen ne anlatıyon ya. Bu kadar sayfayı sadece bilinmezlik ve şüphe yaratmak için yazmış olamazsın. O kadar gizemi sadece bomboş bir eee? sorusuyla bitirtmek inanılmaz tembellik. Bu tembelliği süslü ifadelerle açıklamaya hiç gerek yok. Hikayedeki bu koca boşluğun yanı sıra çizimlerin dinamizmi inanılmaz iyi. Akıp gidiyor. Ama ne yazık ki finalin başarısızlığı tüm bu iyi tarafları bertaraf edecek kadar büyük.
İto Bey sırf sarmallar çizmeyi çok sevdiği için götünden bomboş bi hikaye uydurmuş. Adamın stilini genel olarak beğeniyorum ama bomboş hikayeler anlatarak becerilerini tamamen heba ediyor