❝...Tarih matlaşırsa,o zaman hayal gücü devreye girer. Hayal gücü geçmiş bir zamanın koşullarını canlı bir şekilde ve anında hayata geçirebilir,ancak bu bir kıyıdan diğerine geçemeyecek kadar çabuk olur. Şimdi ile o zaman arasındaki boşluk sanki yokmuş gibi yanıp söner. Size ne bu koşullarının ne denli geçmişte kaldığını,ne de yolcunun ne kadar imkansız olduğunu söyleyebilir. Uzak bir ülkeye,bir uçakla göz açıp kapayıncaya kadar değil de,dünyanın yavaş ve zorlu yüzeyini aşarak seyahat ederseniz,o yerin mizacına dair farklı bir anlayışa sahip olursunuz...❞
❝...İnsanoğlu en başta olduğu gibi şimdi de felsefeye başlamasını merak duygusuna borçludur. Filozofun hissettiği şey meraktır ve felsefe meraktan doğar...❞
❝...Bizler, hayal gücünün yoğun yaşandığı bir dünyada tam anlamıyla yaşamayı beceremeyiz. Hayal gücü, kısa zamanda yorgun düşen ve dinlenmeye, tazelenmeye ihtiyaç duyan bir kabiliyettir...❞
❝...Bizler sadece parçaların nasıl da özenle seçildiğini,cümlelerin nasıl da kesin ve net olduğunu,odanın etrafına birkaç tur attıktan sonra derlenip toparlandığını ve ardından kulakla sınanıp,ancak hepsinin birbirine bağlandıktan sonra yazıya dökülmüş olduğunu fark ettiğimiz bir anda Gibbon'ın tasvirlerinden birini ele alıp özetini çıkarmak ve parçalarını ayırmak için bir ilgi duyarız...❞
❝...Dünyada sığınacak bir cennet bulmak uğruna,kaptanların,kaşiflerin,dağcıların ve kulamparaların peşinde,olduğu şeyi ararken hem sermayesini hem de cesaretini kaybeder...❞