belki bir dahaki sefere daha iyi olur diye düşünüyordu. bir dahaki sefere de aynı olunca, üçüncüde daha iyi olur diye düşündü. her seferinde bir şeylerin değişeceğini umdu. değişeceğini telkin etti kendisine. onu willem'in bile kurtaramayacağını, dönüşün mümkün olmadığını, bu deneyimin onun için ömür boyu azap olacağını anladığında hissettiği üzüntü, hayatının en ağır üzüntüsüydü.
kendisinden, olmayı umduğu kişiden o kadar uzaktı ki artık bir oğlan çocuğu değil, bambaşka bir şeydi adeta. hayatı artık böyleydi, elinden de hiçbir şey gelmiyordu.