“Senin, Benim ya da burada bulunan tüm bu kralların var olmadıkları bir süre hiç olmadı. Şu anda var olduğumuz gibi geçmişte de vardık ve gelecekte de var olmayı sürdüreceğiz. Canlı varlık, nasıl çocukluk, gençlik ve yaşlılığın gövdesel değişimlerinden geçerse, ölüm gerçekleştiği zaman, benzer biçimde, bir başka gövdeye girer. İnsan eski ve yıpranmış giysileri atıp nasıl yeni giysiler alırsa, benzer biçimde, ruh da eski ve işe yaramaz gövdeleri bırakıp yeni gövdeler almaya devam eder. Ey savaşçıların en iyisi, ruh devamlı olarak doğuma ve ölüme mahkûmdur diye düşünsen bile, yine de yas tutman için neden yok. Doğan için ölüm kesindir, ölen ise, geçmiş eylemlerinin tepkileriyle karşılaşmak üzere yeniden doğmak zorundadır. Bu yüzden kaçınılmaz olan için yas tutmamalısın. Ruh gövdenin efendisidir. Gövdeden ayrıldığı süre bir başka gövdeye girmeye gider.”
“Sürdür yürüyüşünü, oyalanma.
İleriye gitmek mükemmelliğe doğru gitmek demektir.
Yürü ve Yaşam’ın yolundaki keskin taşlardan ya da
dikenlerden hiç korkma.” ( Halil Cibran )
“Bir gün yok olacak maddi gövde sonsuza dek var olmaz; sonsuz olan ruh için ise yok oluş veya değişim yoktur. Tüm gövdeye tesir eden ruhu yok edilemez olarak bil. Hiç kimse ölümsüz ruhu yok edemez. Ruhun sonsuz, yok edilemez ve ölçülemez olduğu söylenir. Yalnızca bu gövdesel bedenler yok oluşa mahkûmdur. Bu nedenle savaş, Ey Bharata. Canlı varlığın öldürüldüğünü ve öldürdüğünü sanan kişi ruhun gerçek yapısını bilmemektedir; çünkü ruh ne öldürür ne de öldürülür. Ruh ne doğar ne de ölür; ne yaratılmıştır ne de yaratılacaktır, çünkü o doğmamıştır, sonsuzdur, hep var olandır ve kadimdir. Gövde öldüğünde ruh ölmez. Bir insan ruhun yok edilemez, sonsuz, doğmaz ve değişmez olduğunu bilmesine karşın, nasıl herhangi bir kişiyi öldürebilir ya da onun ölümüne neden olabilir? Ruh ne bir silahla öldürülebilir, ne ateşte yanar, ne sudan nemlenir, ne de yelden kurur. O sonsuz, her yerde var, durağan, devinimsiz ve hep vardır. O algılanamaz, kavranamaz ve değişime uğratılamaz. Bu durumda, ruhun yapısı böyle bilinince, onun için yas tutmaya gerek kalmaz. Ey Bharata, tüm canlı varlıkların gövdelerinde yaşayan ruh sonsuz ve ölümsüzdür. Bu nedenle kimse için gözyaşı dökmene gerek yok.”
Korkup gittiğin dağ, orman, mağara,
Istıraptan kurtaracak sığınak değil ki.
Ananı, babanı kendine sığınak yapma,
Ölüme karşı onların sığınağı yok ki.
Gövdeni kendine sığınak yapma,
Hastalanır, ihtiyarlar, ölür ve çürür.
Aklını kendine sığınak yapma,
Yanılır, yorulur, tasalanır, oynak ve üşengeçtir.
Gerçek varlığını kendine sığınak yap,
Ölümsüzdür, hastalanmaz, yaralanmaz ve bilgedir. (Buda)
Anladım ki her şey insanın kendi içinden geliyor. İnsanın mutlu olması tümüyle kendi elinde yoksa bir başka insanın veya olayın değil. Devamlı çevremizdeki insanlardan bir şeyler beklersek çok üzüleceğiz demektir. Çünkü hiçbir kimse bizim istediğimiz gibi davranmak zorunda değil.