Stefan Zweig.. Tesadüfen bir instagram paylaşımda denk geldiğim yazar. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’dan alıntıydı paylaşım. O kadar ilgimi çekti ki... Velhasıl evde Satranç ve Olağanüstü Bir Gece vardı. Ablam almış iyi de yapmış. Seçim yapıp ilk Olağanüstü Bir Gece’yi okudum.
Çok spoiler vermek istemem. Lakin karakterimiz kitabın son sayfalarına kadar acaip sinirimi bozdu. ( belki de tanıdığım ve canımı çokca sıkan birkaç kişiyle olan benzerliğindendir) Yalnız, donuk, ruhsuz, yaşama sevinci olmayan babanemin tabiriyle diriye gülmez ölüye ağlamaz :) lakin birgün içinde yaşadığı birkaç olay kafada ampulü yakıp aydınlanmasına vesile oldu ve bambaşka bir insana dönüştü. Tabi bu olayları yaşarken verdiği aşırı tepkiler sen ne tür bir yokluktaydın be manyak dedirtti bana o ayrı. En çok hoşuma giden kısım kadından ekmek yaşlı adam balon almasıydı sadece onları mutlu etmek için. Başkalarını mutlu etmenin insana ne denli iyi geldiğini bilirim ve bu kısımlar belki de ondan pek hoşuma gitti.
Betimlemeler, tasvirler çok başarılıydı. Kitabı okurken birçok kısmı gözümde canlandırarak, hissederek, kendimi koyup yaşayarak okudum. Anlamaya çalıştım. Birçok insan bu şekilde aslında. Heyecansız, donuk, ruhsuz, yalnız. Yalnızlığı sever gibi davransalar da karakterin, fahişenin ona tekrar dönüp bakmasını beklemesi gibi birilerinin onları farketmelerini, istemelerini açlıkla bekliyorlar.
Olumsuz eleştireceğim tek şey, bazı cümleler okadar uzun okadar yorucuydu ki iki hatta üç kez okumak zorunda kaldığım yerler oldu.
Velhasıl okunması gereken bir kitap kesinlikle tavsiye ederim. Zaten çok kısa ve sürükleyici. Sonları bağlama özürlüyüm kusura bakmayın teşekkürler baaaay :)