Çok güzel, bir solukta okudum. Kitabın sonuna geldiğimin farkında değildim. Amerika'nın ıssız çöllerinde yoksul ezilen haksızlığa uğrayan halkın yaşantısı kitabın geneline hakim olmuş O doğanın tasvirleri, destansı anlatım. Tabi okuyanlar bilir. Jhon Steinback tarzını konuşturmuş. Amerika'nın Yaşar Kemal'i sanki.
Kitapta juana ve kino'nun üç kişilik ailesinin öyküsünü okuyoruz. Her şey çocuklarını bir akrebin sokması ile başlıyor. Çocuklarını akrebin zehrinden kurtarmak için bir doktora başvuruyorlar ancak doktor onlara yardım etmiyor karşılığında para istiyor. Kasabada belirgin bir ayrımcılık mevcut. Kino ve ailesi de insanların hor gördüğü bir tabakadan. Kino bunu yenmek için daha doğrusu oğlunun bu duruma düşmemesi için bir yol arıyor. Böylece hikaye başlıyor.
Kinonun denize açılıp bir inci bulması ile ailesinin kaderi yazılıyor adeta. Denizde bulduğu İnci'nin getirdiği bir lanet uğursuz bir fısıltıya dönüşüyor. Ve içsel olarak bunu hep hissediyor Kino.
Metinde açgözlülüğün ve bu açgözlülüğün getirdiği sonuçları görüyoruz bir ailenin yok oluşunu bir evladın yitirilişini paranın insan hayatından daha önemli olduğunu görüyoruz -Çağ ne olursa olsun- metinde.
Ayrıca john Steinback'in betimlemelerini ve insan psikolojisine dair öngörülerini, tespitlerini; kasaba halki uzerinden sosyolojik ve kültürel ölçekte gördüğümüz kısacık ama güzel bir metindi. (Her ne kadar insanı dehşete düşüren unsurlar olsa da )
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,7bin okunma
Bir çırpıda biten, keşke Kino ve Juana’nın hikayesini uzun uzun okusaydım diyebileceğiniz bir kitap İnci. Kitabı okurken umut etmeyi, hayal kurmayı, hayallerinin gerçekleşme ihtimali ile yaşam sevinci kazanmayı, umutların yerle bir olsa bile pes etmemeyi, dostluğu, düşmanlığı, yoksulluğu, cesareti derinden hissediyor, bu duyguların üzerine uzun uzun düşünüyorsunuz. Kendinizden, yaşadığınız toplumdan birçok ortak şey bulup kısacık bu hikayede yeterince garip hisler duyumsayabiliyorsunuz. John Steinback, 1947 yılından günümüze kadar insanı insan yapan değerlerin asla değişmediğini, dünya var olduğu sürece de aynı kalacağını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Sıkmayan, okudukça sanki hikayenin içerisinde kenarda kıyıda kahramanları izleyen biriymişsiniz gibi hissettiren, etkileyici betimlemelere de sahip. Ayrıca kitap ilk başta film senaryosu olarak kaleme alınmış fakat kısa bir roman olarak sunulmuş. İnce ama etkileyici bir dile sahip bir kitap okumak istiyorum diyorsanız kesinlikle bu romanı deneyimleyebilirsiniz.
Yazarın Gazap Üzümlerinden sonra okuduğum ikinci kitabıdır.Balıkçı Kino’nun suyun derinliklerinde bulmuş olduğu paha biçilemez büyük inciyi anlatır. Anlatılmak istenen hayatımızda önümüze çıkan bazı büyük fırsatlar bize iyi gelmeyip tam tersi etkiye neden olabileceğini anlatmaktadır.