• https://www.youtube.com/watch?v=LIihyY6spAA
    “Hiçbirimiz birbirimizden farklı değiliz. Bütün kültürler birbiriyle benzerdir. Müzik bizim ortak lisanımız, ortak muhabbetimizdir. Müzik ve dans sayesinde de hepimiz kardeşçe biraraya gelebiliriz. Bu hiç zor değil” Ömer Faruk TEKBILEK

    Medeniyetin başlangıcından bu yana geçen yüzyıllar boyunca, sayısız uygarlığa ve kültüre ev sahipliği yapmış olan Anadolu, bu çeşitliliğin bir sonucu olarak gerek kültürel, gerekse folklorik ve müzikal açıdan eşsiz bir servete sahip olmuştur. Bu eşsiz servetine rağmen Türkiye ve Anadolu topraklarından, uluslararası profile sahip sanatçı oldukça nadir çıkmıştır. İşte bu sanatçılardan en önemlilerinden biridir Ö. Faruk Tekbilek.

    Ömer Faruk Tekbilek, özellikle Doğu ve Batı kültürlerine ait birçok zenginliği içerisinde barındıran ve hala coğrafik konum bakımından, farklı folklorlere ev sahipliği yapan Türkiye’nin Adana kentinde doğdu. Tekbilek’in müzikal dehası daha çocuk yaşlarda kendini gösterdi. Ailesine göre O ve ağabeyi müzisyen olarak doğmuşlardı. Ağabeyi için “O benim ilham kaynağım ve gurumdu” diye bahseder Ömer Faruk Tekbilek. Ney üzerine ustalaşmaya başlamasına rağmen, çok farklı enstrumanlarla da ilgilendi. İlk hocası O’na, müzik dükkanında kendisine yardım etmesi karşılığında bağlama dersleri vermeye başladı. Ayrıca bu dükkan sayesinde, Türk müziğinin birçok karışık ritmini,makamlarını ve bunları nasıl okuyacağını öğrendi.

    Müzik alanında ustalaşma sürecinde Tekbilek sufizmede ilgi duymaya başladı. Bugün “ Ben hala çalışmaya devam ediyorum” diyor ve ekliyor; “Benim için müzik sonsuzdur. Sufizm ve müzik birbirine sarılmış ve içiçedir.Müzik yapmak dua etmek gibidir”

    1967’de 16 yaşındayken İstanbul’a gelen Tekbilek, burada mevlevi dervişleriyle tanışır. Onların dünyaya bakışlarından, müziği yorumlayışlarından, farklı kültürlere ait sesleri birleştirmelerinden ve ruhlarından çok etkilenir. Mevlevi düzenine katılmaz fakat mevlevi şeyhi Aka Gündüz Kutbay O’nun hayatında çok önemli bir yer edinir. Sufi müziği O’nun müziğinin temel taşı olur. Daha sonraları müziğe karşı alternatif bakış açılarıyla tanınmış müzisyenlerle çalışmaya başlar ( İsmetSıral – Klarnet,Saksafon, Burhan Tonguç – Davul ) Farklı tarzda soundlarla tanışan Tekbilek, zihninde sürekli olarak büyüttüğü ve adına “Sabır Ağacı” dediği müziğini daha da zenginleştirmeye ve gelecekte dünya çapında saygın bir müzisyen ve virtüöz olarak tanınmasını sağlayacak olan soundunu yaratmaya başlar.1971’de 20 yaşındayken Türk Klasik Folklor grubunun bir üyesi olarak ilk defa Amerika’ya adım atar ve Sevgiyle dolu Sabır Ağacı da bambaşka bir yönde gelişme yoluna girer.

    Türkiye’ye askerlik görevini yapmak için gelen Tekbilek, 1976 yılında Amerika’ya yerleşir. Orada müzik çalışmalarına devam eden sanatçı ortadoğu kökenli müzisyenlerle beraber kurduğu orkestra ile çeşitli kulüplerde çalmaya başlar. Zorlu geçen yılların ardından, 1988 tarihinde ünlü prodüktör Brian Keane ile tanışmasıyla tüm yaşantısı değişir.

    New York Metropolitan Museum Of Art’ta sergilenecek olan “Muhteşem Süleyman” sergisi ve filmi için Brian Keane ile birlikte çalışmaya başlayan Tekbilek, bu dönemin ardından yayınlayacağı birbirinden başarılı ve kendisini dünya çapında tanınan bir müzisyen olmasını sağlayan sayısız albümü için önemli ve büyük bir adım atmış olur.

    Bu tarihten itibaren, doğu ve batı ezgilerini ustaca harmanladığı müziği ve hayat felsefesi ile dünya müzik sahnesinde ağır fakat emin adımlarla ilerleyen Tekbilek, kendi albümlerinin yanı sıra, Don Cherry, Karl Berger, Ginger Baker, Ofra Haza, Peter Erskine, Trilok Gurtu, Simon Shaheen, Bill Laswell, Mike Mainieri, Michael Askill, Arto Tuncboyaciyan, Nusrat Fateh Ali Khan, Jai Uttal, Hossam Ramzy ,Glen Velez başta olmak üzere birçok usta müzisyenle birlikte çalışmalar yapar. Böylece, Türk müzisyen kimliğiyle adını dünya müzik arenasına altın harflerle yazdırmış olur..

    Bağlama, ney, darbuka, zurna, bendir, def gibi enstrumanları virtüöz derecesinde kullanabilen, bütün toplumların kardeşliğini, bütün kültürlerin içiçe olduğunu ve sadeliğin en yüce hayat felsefesi olduğunu insanlara duyurmayı kendisine misyon edinen usta sanatçı, bu hayat felsefesini müziğine de taşımayı çok iyi bilmiş ve geniş kitlelere ulaşmıştır. Türkiye’nin yurtdışındaki fahri kültür elçisi olan sanatçı, Albümlerinde ve konserlerinde; ABD,İtalya Yunanistan, Ermenistan, Hindistan, Mısır, İsrail, Bulgaristan, İran, Senegal ve İspanya gibi birçok farklı ülke ve medeniyetten müzisyenlerle çalışan Tekbilek; çok sık sahne aldığı ABD’nin tüm eyaletleri ve Türkiye dışında Meksika, Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan,Almanya, Fransa, İngiltere, iskoçya, İspanya, İsrail, İtalya, Hollanda, Rusya ve Yunanistan başta olmak üzere birçok kıta ve ülkede verdiği konserlerle hayran kitlesini hergün genişletmiştir. Aynı çizgi ve felsefik anlayışla hazırlanmış olmalarına rağmen, yaptığı her albümde farklı soundlar ve farklı ezgileri kendine has yorumuyla sentezleyen müzisyen, bu sayede dünyanın dört bir yanındaki dinleyicilerine, hep farklı tadlar ve farklı keyifler yaşatmıştır. Bugüne kadar “Spy Game (R.Redford,B.Pitt)” “8 mm (Nicholas Cage)” “Crow” gibi birçok Filmde müziklerine yer verilmesi ile çok daha geniş bir müziksever kitlesi; Ömer Faruk Tekbilek’in müziğiyle tanışma şansını elde etmiştir. 2005 yılında yayımlanan “Tree of Patience” (Sabır Ağacı) dan bir önceki albümü Alif’i Paul Simon’ın prodüktörü Steve Shehan’la birlikte hazırlayan Tekbilek, bu albümde Yunanistan’ın güçlü seslerinden Glykeria ve ünlü İspanyol gitar virtüözü Jose Antonio Rodriguez ile birlikte Vokallerde İran’dan Mamak Khadem, İsrail’den Zahava Ben, Bulgaristan’dan Galina Durmushliyska’ya da yer vererek world müzik tarzında eşsiz bir projeye daha imza atmıştır.

    Albümleri Türkiye’de de büyük satış rakamlarına ulaşmış olan ve tüm dünyada ününü pekiştirip sıkça konserler veren O.Faruk Tekbilek anavatanında ilk konserini 2001 yılında Akbank Caz Festivali kapsamında İstanbul’da gerçekleştirmiş olup son 14 yıldır çeşitli etkinliklerle sayısız kez Türkiye’de de sahne almış ve almaya devam etmektedir.

    2010 yılının sonunda, dünya müzlk endüstrisinin efsane isimlerinden Arif Mardin’e ithafen hazır hale getirilen özel best of albümü ilk kez ülkemizde yayınlanmıştır. Sanatçının ilk plak şirketi Celetial Harmonies katalogunun en sevilen eserlerinden seçilen ve sanatçının her albümünde yer verdiği 4 ögenin de (Sufi, romantik, folklör, arayış ) yer aldığı Best of Omar Faruk Tekbilek “LONGING” albümü büyük beğeni toplayarak, ilk haftadan itibaren kategorisinde ilk sıraya yerleşmiş ve yabancı albüm listelerinde de 1 numaraya kadar yükselmiştir. 2011 de yayımlanan Sufi selections of Omar Faruk Tekbilek “Dance for Peace” albümünün ardından 2012 yılında yepyeni eserlerin yer aldığı “The Meeting of the Legends – Aşkın Project” albümü piyasaya çıkmıştır.

    Ömer Faruk Tekbilek’in Türkiye’de yayınlanmış 15 albümü vardır…

    · Suleyman The Magnificent (1988)
    · Fire Dance (1990)
    · Beyond The Sky (1992)
    · Whirling (1994)
    · Fata Morgana (1995) with Michael Askill
    · Mystical Garden (1996)
    · Crescent Moon (1998)
    · One Truth (1999) (I Love You) – (ZET)
    · Dance into Eternity – selected pieces (2000)
    · Alif (2001) – (ZET)
    · Tree Of Patience (2005) – (ZET)
    · Kelebek “The Butterfly” (2009) – (ZET)
    · Best of Omar Faruk Tekbilek “Longing” (2010) – (ZET)
    · Sufi selections of Omar Faruk Tekbilek “Dance for Peace” (2011) – (ZET)
    · The Meeting of the Legends “Aşkın Project” (2012) – (ZET)


    http://www.omarfaruktekbilek.com/turkce/
  • "Hayvanlar kendilerini insan mahkemelerinde temsil edemez, medyayla konuşamaz, yaşadıkları mücadele ve acıları anlatamazlar. Kendilerini küresel kapitalizmin gulaglarından, hapishanelerinden ve toplama kamplarından kurtaramazlar. Ancak kendi adlarına konuşuyorlar, birçok şekilde bizimle bağlantı kurup duygularını açığa vuruyorlar; bize acı çektiklerini, mutsuz olduklarını ve baskı altında  olduklarını söylüyorlar; iş yavaşlatmaktan itaatsizliğe ve  öldürmeye kadar, birçok şekilde direndiklerini, başkaldırdıklarını, isyan ettiklerini söylüyorlar. Birçok durumda, tekil olarak, kendilerini avcı ve katillere karşı savunacak kapasiteleri mevcut, ama kitlesel bir şekilde insan Reich’ına karşı bir arada durmaya, onun işgalci ordularına, öldüren ve yok eden güçlü teknolojilerine, her yerde her zaman bulunmasına, var olmasına; fabrika çiftliklerinden, mezbahalardan, balina avcılığı operasyonlarından ve balıkçılıktan kaynaklanan kitlesel ölümlerini gerçekleştiren güçlü cellatları, zengin ya da yoksul bu gezegenin her yanına çekirge gibi yayılmış olup öldürmek için yaşayan ve yaşamak için öldüren yaklaşık 7 milyar insana karşı yapabilecekleri başka hiçbir şey yok."

    HAYVAN İŞÇİLİĞİ: DİRENİŞ, İSYAN VE OTONOMİ MÜCADELESİ – DR. STEVE BEST
  • "ABD’deki ırkçıların  Afrikalıların özgürlük aramadığı ya da buna ihtiyaç duymadığı ya da zincirler olmasaydı hayatlarının daha iyi olmayacağını söyleyip köleliğin yanlış olmadığını dile getirmesi gibi; insanın üstün olduğunu savunanlar aynı şekilde özgürlüğün hayvanlar için yabancı ve imkansız bir değer ve  koşul olduğunu söylüyorlar. Ancak bu argüman aynen kölelik argümanı gibi aptalca. Bu yüzden, çağdaş sözde kölelik karşıtlarının  19. yüzyıldaki  kölelik karşıtı hareketini kendi amaçlarına uygun hale getirip içini boşaltmasındaki esas problem, “kölelik karşıtlığı” teriminin hayvanların esaret altına alınmamak, işkence görmemek, acı çekmemek ve baskı altına alınmamak gibi sadece olumsuz istekleri değil, ayrıca istediği gibi hareket edebilmek, uyumak, yemek, oynamak, dinlemek ve sosyalleşmek gibi olumlu ihtiyaçları da olduğuna işaret etmekte başarısız olması."

    HAYVAN İŞÇİLİĞİ: DİRENİŞ, İSYAN VE OTONOMİ MÜCADELESİ – DR. STEVE BEST
  • "Eşekler emirleri duymazdan geldiler. Öküzler çalışmayı reddettiler. Atlar aletleri kırdılar. Tavuklar insanların ellerini gagaladılar. İnekler çiftçilerin ağızlarını tekmelediler. Domuzlar bölmelerinden kaçtılar. Köpekler ekstra yiyecek aşırdılar. Koyunlar çitlerin üzerinden atladılar. Dahası, bu direniş eylemlerinin her biri çiftçiler, ya da bu yerlerin denetmenleri, sürücüleri ya da yöneticileri tarafından aynen bu sözcüklerle ifade edildi: direniş eylemleri."

    HAYVAN İŞÇİLİĞİ: DİRENİŞ, İSYAN VE OTONOMİ MÜCADELESİ – DR. STEVE BEST
  • "Kapitalist birikimin tarihi, insanlık tarihinden çok daha fazla bir şeydir. Kitaplar, Amerika’yı kim inşa etti? diye soruyor. Hayvanlar etti."

    HAYVAN İŞÇİLİĞİ: DİRENİŞ, İSYAN VE OTONOMİ MÜCADELESİ – DR. STEVE BEST
  • "Hayvanları ve doğayı sömürmemeleri için şirketleri asla ikna edemeyeceğiz, bu onların “doğa”sına aykırı. Biz bedeli ne olursa olsun bütün hayatları savunmak istiyoruz, onlar da bedeli ne olursa olsun hayatı sömürme biçimlerini korumak istiyorlar. Onların işi, çekilen acıları umursamadan mümkün olduğu kadar çok para kazanmak. Bizim işimiz ise bu yavşakları işsiz bırakmak."

    Igniting a Revolution - Steve Best
  • "Doğayla bir arada var olmayı, ekosistemlerin üzerinde yaşamaktansa içinde yaşamayı yeniden öğrenmeye ihtiyacımız var. Önceden söylendiği gibi, "düşmanı gördük; düşman biziz."
    Endüstri toplumunun doğayı yok eden makinelerinden bir kısmına gece vakti saldırıp gündüz vakti bir şeyler satın alarak endüstri toplumunun diğer bir kısmına destek vermek ikiyüzlülüktür. Hayatlarımızı uygarlığı (ve onun içsel yıkıcılığını) kabul edenlerin bize  öğrettiği şekilde yaşamaya ve bir yandan da tahakküm biçimlerine son vermeyi ümit etmeye devam edemeyiz. Uygarlık, başlangıcından beri, tahakküm üzerinde kök saldı, sürekli hayatta kalmaya dayanıyor."

    Igniting a Revolution - Steve Best