1979'da İstanbul'da doğdum. 32. yaşıma dek dünyayı gerçek bir yer sandım. 33. yaşımda algılarım değişti. Artık dünyanın bir rüya olduğunu bizzat görmüş biri olarak yaşıyorum. Bu sitede 2 romanım var.
Öfkeli kalabalık bir gün kamarasına dalıp hazinesini patlatabilirdi.
Daha önce denize atılmış, ortadan kaybolmuş süvariler olmuştu, hem de o şirkette.
Balıktan başka yol yoktu. Balıktan çok sıkılınca aşçıya, o eti baharatlarla kurtarmanın fikirlerini sunuyorlardı. Ama et neye bulanırsa bulansın, tadının ve kokusunun iğrençliği
değişmiyordu. Ertesi gün tabaklarında yeniden balık görmekten mutlu oluyorlardı.
Normal koşullarda her limanda taze meyve ve sebze gelir, bir sonraki limana kadar yeterli olurdu. Ancak oraya süresiz olarak demirlemişlerdi ve bir daha ne zaman limana gideceklerini bilmiyorlardı.
Kafasını bir kaldırıyor, kendisi için durmuş bir araba.
“Otostop mu çekmiştim?”
Şoför soruyor pencereden:
“Kimsin sen?”
“Albatros”
“Nereye gidiyorsun?”
“Bilmem... Buradayım işte... Hep olduğum yerde... Arada...”
Bir albatros gagasını lakırdattı,
Bir yunus sıçradı geminin önünden,
Güneşin ışığı delip geçti gözlerini ve toprağı,
Yeni doğan filize ulaştı ışığın gücü.
Aşk oldu.