Gökhan Atış

Gökhan Atış
@strongwings
1979'da İstanbul'da doğdum. 32. yaşıma dek dünyayı gerçek bir yer sandım. 33. yaşımda algılarım değişti. Artık dünyanın bir rüya olduğunu bizzat görmüş biri olarak yaşıyorum. Bu sitede 2 romanım var.
Yazarlık, şifaya kolaylaştırıcılık, ruhsal rehberlik
Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümü Mezunu
Goa - Hindistan
İstanbul, 24 Eylül 1979
57 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
yola çıkmadan yolu görebilir misin?
Ve yol hemen görünmezse korkma. Çünkü bazen önce bir şeyleri bırakmak ve yola çıkmak gerekir; yol da ondan sonra görünmeye başlar...”
Sayfa 149 - Sokak Kitapları Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beybabamız bal gibi tatlı, bıçak gibi keskin..
Öyle bir kaptan ol ki; bal gibi ve de bıçak gibi bir kaptandı diye hatırlan. Saygı göreceksin o zaman ve sözün dinlenecek.” “Kaptanım, bence siz öyle bir lidersiniz. Ben de o yüzden size beybaba diyorum. Bu saydığınız özelliklere sahip kaptanlara böyle deriz biz Türkler.
Sayfa 148 - Sokak Kitapları Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Gemide makinecilerin sabah ritüeli
Geceden kalan sarhoşlukları, makine dairesinin yakıcı ve gürültülü cehennemine adım attıkları anda bir baş ağrısıyla taçlanır, bir veya birkaç hap yutar, sert bir kahve içer de çalışmaya öyle başlarlardı. O kadar kirlenirdi ki üstleri başları güvertecilerin tulumları ilkokul önlüğü gibi masum ve temiz kalırdı onlarınkinin yanında. İlk iki saatlik çalışmada acı çeker, çay saatinin gelmesiyle kendilerini makine kontrol odasının klimalı ve nispeten sessiz olan emniyetli limanına atarlardı. Salaş kanepe ve taburelerin üstüne yan yana, bacak bacak üstüne atmış makineciler, günün ikinci kahvesini içerken bir de sigara yakarlardı. Ve anca o zaman kendilerine gelmeye başlarlardı. Onların izlerken uzaklara dalabilecekleri bir okyanusları yoktu. O yüzden kalplerini ısıtan bir anıyı genelde gözlerini kapatarak hatırlarlardı.
Sayfa 144 - Sokak Kitapları Yayınlaarı·Kitabı okudu
Alıntı
Güvertecilerin sabah ritüeli
Dinlencedeki güverteciler; mavi tulumları yağlanmış, yüzleri güneşle yanmış, hepsinin kalbinde bir özlem, hepsinin aklında uzaktaki bir sevgili, bir çocuk, bir anne; bir sabah ritüelini fark etmeden yaşıyorlardı. Sonra geceye dair aptal bir anı sessizliği bozuyor, birçok kişiyi güldürüyor ya da bir muhabbete çekiyordu.
Sayfa 143 - Sokak Kitapları yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Gemide sıradan bir sabah...
İçkili gecelerin ardından, sarhoşluğunu henüz atamamış olan güverteciler, kahvaltı sonrasındaki iki saatlik çalışma süresinde, paslanmış bir ambar kapağına raspa boya yaparken, biraz tiner kokusu, biraz çekiç gürültüsü, biraz deniz tuzu ve rüzgâr serinliğiyle ayılır gibi oluyorlardı. Sabah 10 molasında herkes birer bardak kahve alıp, hava çok çok kötü değilse güvertede sırtlarını yaşam mahali yapısına yaslayarak yan yana oturuyor, sessizce denizi izliyor, gemi sallanıyorsa onunla uyumlu sallanıp çaylarını üstlerine dökmeden içiyorlardı. Gemi hangi yöne yatıyorsa içeceği aynı anda ters yöne doğru kendiliklerinden yatırırlardı.
Sayfa 143 - Sokak Kitapları yayınları·Kitabı okudu
Alıntı