1979'da İstanbul'da doğdum. 32. yaşıma dek dünyayı gerçek bir yer sandım. 33. yaşımda algılarım değişti. Artık dünyanın bir rüya olduğunu bizzat görmüş biri olarak yaşıyorum. Bu sitede 2 romanım var.
Öyle bir kaptan ol
ki; bal gibi ve de bıçak gibi bir kaptandı diye hatırlan. Saygı
göreceksin o zaman ve sözün dinlenecek.”
“Kaptanım, bence siz öyle bir lidersiniz. Ben de o yüzden size beybaba diyorum. Bu saydığınız özelliklere sahip kaptanlara böyle deriz biz Türkler.
Sayfa 148 - Sokak Kitapları Yayınları·Kitabı okudu
Geceden kalan sarhoşlukları, makine
dairesinin yakıcı ve gürültülü cehennemine adım attıkları
anda bir baş ağrısıyla taçlanır, bir veya birkaç hap yutar,
sert bir kahve içer de çalışmaya öyle başlarlardı. O kadar
kirlenirdi ki üstleri başları güvertecilerin tulumları ilkokul
önlüğü gibi masum ve temiz kalırdı onlarınkinin yanında. İlk
iki saatlik çalışmada acı çeker, çay saatinin gelmesiyle kendilerini makine kontrol odasının klimalı ve nispeten sessiz olan emniyetli limanına atarlardı. Salaş kanepe ve taburelerin üstüne yan yana, bacak bacak üstüne atmış makineciler,
günün ikinci kahvesini içerken bir de sigara yakarlardı.
Ve anca o zaman kendilerine gelmeye başlarlardı. Onların
izlerken uzaklara dalabilecekleri bir okyanusları yoktu. O
yüzden kalplerini ısıtan bir anıyı genelde gözlerini kapatarak
hatırlarlardı.
Sayfa 144 - Sokak Kitapları Yayınlaarı·Kitabı okudu
Dinlencedeki güverteciler; mavi tulumları yağlanmış,
yüzleri güneşle yanmış, hepsinin kalbinde bir özlem, hepsinin aklında uzaktaki bir sevgili, bir çocuk, bir anne; bir sabah ritüelini fark etmeden yaşıyorlardı. Sonra geceye dair
aptal bir anı sessizliği bozuyor, birçok kişiyi güldürüyor ya
da bir muhabbete çekiyordu.
Sayfa 143 - Sokak Kitapları yayınları·Kitabı okudu
İçkili gecelerin ardından, sarhoşluğunu henüz atamamış
olan güverteciler, kahvaltı sonrasındaki iki saatlik çalışma
süresinde, paslanmış bir ambar kapağına raspa boya yaparken, biraz tiner kokusu, biraz çekiç gürültüsü, biraz deniz tuzu ve rüzgâr serinliğiyle ayılır gibi oluyorlardı. Sabah 10
molasında herkes birer bardak kahve alıp, hava çok çok kötü
değilse güvertede sırtlarını yaşam mahali yapısına yaslayarak
yan yana oturuyor, sessizce denizi izliyor, gemi sallanıyorsa
onunla uyumlu sallanıp çaylarını üstlerine dökmeden içiyorlardı. Gemi hangi yöne yatıyorsa içeceği aynı anda ters yöne doğru kendiliklerinden yatırırlardı.
Sayfa 143 - Sokak Kitapları yayınları·Kitabı okudu