Agnostizm yoksaymak değildir, bilinemezciliktir. Aciz insanlar olarak zamanın, maddedinin başlangıcını, hele ki öncesini sadece teorik olarak açıklayabiliyoruz. Tanrının varlığını veya yokluğunu asla bilemeyeceğimizi savunmak aciz insan profiline en uygun sıfattır. Bu kendini küçük görmek değildir, fazla büyük görmemektir. Bir takım yazıların içinden çıkarabildiğin kadar çıkardığın, çekebildiğin yere kadar çektiğin bulgular sonucunda inanmak; insani duyguları, yani umudu, umuda bağlı olan bir inançtan öteye gitmez. İnsan içi bomboş olan bir varlık olarak başlar yaşamaya ve zamanla dolar. O boşluğu doldurmak için çaba harcarız ve bu Tanrı sevgisine kadar gider. Duygularını bilgiden, düşünceden yoksun bırakarak arayışa gidersen o boşluğu en sağlam şekilde dolduracak kapıyı çalarsın, Tanrının kapısını... Tanrı yok demiyorum, var da demiyorum, bilemeyiz diyorum. İnanmak tercihtir, isteyen inanır, isteyen inanmaz, saygı duyarım. Ben düşünürüm, sorgularım ve bazen dile getiririm. İster dinli Tanrıya, ister dinsiz Tanrıya inanırsın o da senin tercihin, ben Tanrı varsa onun yolladığı bir dinin olacağına sadece inanmamakla kalmıyorum, temeli sağlam nedenlere dayanıyor bu inanmama meselem...