Şeyhim Ali Havvas (Rahimehullah)'ı şöyle derken işittim:
"Bu günlerde yerin içine geçmeği, ancak aldanmış kişi uzak görebilir. Nitekim Mevla (Celle Celalühü) günahı bizimkinden daha az
Şeyh Yusuf Acemi (Rahimehullah) der ki:
"Sefere çıkmak ancak kemale ulaşmış erler için uygundur. Müritlerin ise bir saat şeyhlerine hizmet etmeleri, onunla beraber kalmaları; adapsızca yapılan elli hacdan efdaldir. Biz şeyhinden izinsiz hac veya başka bir sefere gidip de fütuhat olan bir mürit asla görmedik. Hatta bazıları su-i edepten dolayı gördüklerini de kaybettiler. Oysa şeyhin lisan-ı hali ona şöyle demekteydi:
"Biraz sabret, sana Allah'ın haremine, Beyt'ine nasıl girileceğini öğreteyim, sonra oraya edeplice gidersin."
O halde müridini hacc'dan meneden bir şeyhe sebebi sorulmadan hemen itiraz etmemelidir. Çünkü evliyaların etleri zehirlidir. Haksız yere itiraz, adamı zehirleyiverir.
Hikâye, yoksul bir kunduracı olan Simon’un yolda üşüyen gizemli bir adamı eve götürmesiyle başlar. Bu adam aslında dünyaya gönderilmiş bir melektir: Mihail. İnsanların hayatını, sevgiyi, ölümü ve merhameti öğrenmesi gerekir. Tolstoy burada büyük felsefi soruları çok sade bir dille anlatır.
Kitabın merkezindeki soru şudur:
İnsan gerçekten ekmekle mi, parayla mı, güçle mi yaşar; yoksa sevgiyle mi?
Tolstoy’un cevabı nettir: İnsan sevgisiz yaşayamaz.
Bu kitap bağırmadan derinleşen eserlerden biri. Büyük olaylar anlatmıyor ama insanın içine sessizce dokunuyor. Okuduktan sonra insana şu hissi bırakıyor:
“Belki de insanı hayatta tutan şey gerçekten anlaşılmak, sevilmek ve başkasına iyi davranabilmek.”
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024233,7bin okunma