“Kalp de eşya gibi çok kullanıldığında yıpranıp işlevini kaybeder. Biliyor muydun bunu? Kalbim bugünlerde çok kul lanılmaktan biçimini yitirmiş âdeta.”
“Diyelim ki canımızı yakan bütün anıları silmek mümkün. O zaman mutlu olmaz mıydık? Kalp ağrısı öyle yakıcı ki bir türlü çıkmaz akıldan. Ne yemek yerken ne çalışırken ne de ar kadaşlarla vakit geçirirken. Güldüğünde ağrır. Çalıştığında yine ağrır. Şu kalp ağrısı olmasa belki çok daha iyi hisseder insan.”
Bazı kalplerdeki kırışıklar birkaç ütü dokunuşuyla düzelirken bazı kalplerdeki lekelere hiç dokunmamak daha iyidir. Bazı kalplerde o kadar çok delik vardır ki yıkamadan önce güzelce yamamak gerekir, bazı kalpleriyse ne kadar yıkarsanız yıkayın kirlerinden arındıramazsınız.
Kalbimizi, kırışık kıyafetlere yaptığımız gibi ütüleyebilseydik nasıl olurdu? Üzerine bulaşmış lekeleri çıkardığımızda tam anlamıyla mutlu olabilir miydik?